çabalıyorlar. Maksatları Risale-i Nur’un rağbet ve revaç görüp yayılmaması, imanın kalblerde gelişip İslamiyet’in büyümemesi. Halbuki Said Nursî’ye iliştikçe Risale-i Nur parlıyor, yayıldığı daire genişliyor. Buna birer örnek olan son yirmi beş sene içindeki hadiseler meydandadır.
İslamiyet düşmanları, bir taraftan tamamen yalan propagandalarına ve saldırılarına devam ederken diğer taraftan da Nur talebelerinin, Üstad’ları ve Risale-i Nur hakkında, ondan kabiliyetleri ölçüsünde istifade etmelerinden ve feyiz almalarından doğan minnet ve şükranlarını ifade eden takdir edici yazı ve sözlerden oluşan bir nevi müdafaalarını perde arkasından yasaklamaya çalışıyorlar. Bunun için safdil buldukları dostlara veya dostların dostlarına samimi görünerek, “Aşırıya gidiyorsunuz.” gibi birtakım şeyler söylettiriyorlar. İşte böyle sinsi, aldatıcı ve entrikalı çeşitli iftiralarla bizi korkutmaya, yıldırmaya ve susturmaya çalışıyorlar.
Evet, acaba hiç akıl kârı mıdır ki: Din düşmanları, iftira ve yalanlardan ibaret yaygaralarını koparsınlar da, bizler hakikati ortaya koyarak müdafaa etmeyelim, susalım? Acaba hiç mümkün müdür ki: İslamiyet düşmanlığıyla Üstad Bediüzzaman’a zalimce ve zorbaca haksızlıklar yapan o insafsız propagandacılar yalanlarını savururken, biz Üstad’ın ve Risale-i Nur’un hakkaniyetini ilan edip o acayip yalanları neticesiz bırakmaya çalışmayalım? Acaba eblehlik ve safdillik olmaz mı ki: Kur’an’ın ve imanın kan döken, zorba ve zalim düşmanları Kur’an’ı ve İslamiyet’i Risale-i Nur’la mutlak küfre karşı müdafaa ve muhafaza hizmetini yapan Bediüzzaman aleyhinde sürekli uydurmalarla seslerini yükseltsinler de, biz hak ve hakikati beyan ve ilan etmeyip susalım veya “Biraz susun.” gibi ikazlarla paravanlar, perdeler arkasında faaliyet gösteren o gizli dinsizlere bir bakıma yardım etmiş veya onları desteklemiş olalım?
Asla, kesinlikle susmayacağız ve susturamayacaklar. Durmayacağız ve durduramayacaklar. Bu can ten kafesinden çıkıncaya kadar, bu ruh cesetten ayrılıncaya kadar, bu nefes bedenden gidinceye kadar Risale-i Nur’u okuyacağız, neşredeceğiz. Risale-i Nur’un hakkın ve hakikatin ta kendisi olduğunu ve Bediüzzaman Said Nursî’nin, yapılan suçlamalardan tamamen temiz, uzak ve arınmış olduğunu, iftiracı, tertipçi, kan dökücü zalim din düşmanlarına gösterecek ve ilan edeceğiz.
Kıymetli kardeşlerim! İslam tarihinin altın sayfalarından büyük ve benzersiz zâtlar gelip geçmiştir. O eşsiz zâtların tefsirleri ve eserleri,