İçeriğe geç
Sözler

Vicdan, Cezbesiyle Allah’ı Tanır

Vicdanda saklıdır bir incizab ve cezbe. Bir cazibin cezbiyle daim olur incizab.

Kendinden geçer şuur sahipleri, eğer Zülcemâl görünse, etse tecelli daim şaşaalı ve perdesiz.

Bir Vâcib-ül Vücud’un, Celâl ve Cemâl sahibi bir Zât’ın varlığına şu şuur sahibi varlıkların fıtratı açıkça şehadet eder.

Bir şahidi cezbedir, diğeri incizab.

* * *

Fıtratın Şahitliği Doğrudur

Fıtratta yalan yoktur, ne dediyse doğrudur. Çekirdeğin lisanı

Ve büyüyüp gelişme meyli der: “Sümbüllenip meyve vereceğim...” Doğru çıkar beyanı.

Yumurtanın içinde, derin derin söyler hayatın akışı ki:

“Ben piliç olacağım Allah izin verirse.” Doğru olur lisanı.

Bir avuç su, demir bir gülle içinde niyet etse donmaya. Soğuk zamanı

İçindeki genişleme meyli der: “Genişle, bana lâzım fazla yer.”

Amansız bir emir... Metin demir çalışır, onu yalancı çıkarmaz.

Belki ondaki doğruluk, kalbden gelen doğruluk

O demiri parçalar. Bunların hepsi birer yaratılış kanunu, birer hükm-ü Yezdanî,

Birer fıtrî şeriat, birer irade cilvesi. İlahî irade, âlemlerin idaresi… Emirleri şunlardır: Birer birer meyletmek, birer birer itaat, Rabbânî emirler.

Vicdandaki tecelli aynen böyle bir cilvedir ki, incizab ve cezbe iki saf canı.

İki parlak camdır, akseder onlarda Ebedî Cemâl ve iman nuru.

* * *

İnsanlık İçin Peygamberlik Zaruridir

Karıncaları reissiz, arıları kraliçesiz bırakmayan ezelî kudret, elbette İnsanı da şeriatsız, peygambersiz bırakmaz. Nizam-ı âlem sırrı böyle ister elbette.

848