İçeriğe geç
Sözler

Şu görülen tevhide bir işarettir. Hakikati gören göz tevhidle kendinden geçse der ki:

Lâ Meşhude İlla Hû…

İkinci cümle: اَللّٰهُ أَحَدٌ dır, ulûhiyetin birliğini açıklar. Hakikat ve hak lisanı der ki:

Lâ Mabude İlla Hû...

Üçüncü cümle: اَللّٰهُ الصَّمَدُ dir. İki tevhid cevherine bir inci kabuğudur. İlk incisi: Rubûbiyetin birliği. Evet, kâinattaki düzenin lisanı der ki:

Lâ Hâlıka İlla Hû...

İkinci inci: Kayyûmiyetteki birlik. Evet, kâinatta baştan başa, hem varlıkta hem bekâda, bir yaratıcıya ihtiyacın lisanı der ki:

Lâ Kayyume İlla Hû...

Dördüncü: لَمْ يَلِدْ dir. O’nda Celâl’in birliği gizlidir; her türlü şirki reddeder, küfrü keser atar şüphesiz.

Yani değişen, çoğalan ya da kısımlara ayrılan elbette ne hâlık olabilir, ne kayyum, ne de ilah...

O’nun doğmuş ve doğurmuş olduğunu iddia eden küfrü لَمْ reddeder, keser atar. Şu şirk yüzünden insanlığın büyük kısmı yolunu şaşırmıştır...

Ki ya İsa’nın (aleyhisselam) ya Üzeyr’in ya meleklerin veya akılların O’nun evladı olduğu şirki yer buluyor insanlıkta zaman zaman...

Beşincisi: وَلَمْ يُولَدْ Daimî bir tevhidin işareti şöyledir: Vacip, kadim ve ezelî olmazsa ilah olamaz...

Yani: Zaman bakımından sonradan olmuş veya maddeden doğmuş ise ya da bir aslın parçası ise elbette olamaz şu kâinata dayanak...

Sebeplere, yıldızlara, putlara, tabiata tapmak şirkin birer türüdür; birer sapkınlık kuyusu...

Altıncı: وَلَمْ يَكُنْ Kuşatıcı bir tevhiddir. Ne Zât’ında eşi, ne icraatında ortağı, ne de sıfatlarında benzeri bulunduğu hakikati, لَمْ kelimesine bakar...

844