İçeriğe geç
Sözler

ile ittifak etmişler ki: Kâinatın ve varlıkların aynasında görülen güzellikler ve kemâlât, Vâcibü’l-Vücud bir tek Zât’ın kemâlinin ve güzel isimlerinin tecellileridir. İşte bu ittifak sarsılmaz, kesin bir delildir.

Tahmin ederim ki, bu remizde inkârcıların vekili, işitmemek için kulağını kapayıp kaçmaya mecburdur. Zaten karanlık kafaları yarasa gibi, bu nurları görmeye tahammül edemez. Öyleyse bundan sonra onları pek de dikkate almayacağız.

Dördüncü Remiz

Bir şeyin lezzeti ve güzelliği, daha çok emsallerine ve zıtlarına değil, mazharlarına bakar. Mesela kerem, yani cömertlik güzel ve hoş bir sıfattır. Kerim bir zât, başka kerem sahiplerine üstünlüğü yönüyle aldığı izafi lezzetten bin defa daha hoş bir lezzeti, ikramda bulunduğu insanların lezzet duymalarıyla, ferahlarıyla alır. Hem şefkat ve merhamet sahibi bir zât, şefkat gösterdiği mahlûkların rahat etmesi derecesinde hakiki bir lezzet duyar. Mesela bir annenin, evladının mutluluğundan ve rahatından şefkat vasıtasıyla aldığı lezzet o derece kuvvetlidir ki, onların rahatı için ruhunu feda edecek dereceye gelir. Hatta o şefkatin lezzeti, civcivlerini korumak için tavuğu aslana saldırtır.

İşte madem yüce vasıflar olan hakiki lezzet, güzellik, saadet ve kemâl; akranlara ve zıtlara değil, belki mazharlarına ve kendisiyle alâkalı olanlara bakıyor. Elbette Hayy ve Kayyûm, Hannân ve Mennân, Rahîm ve Rahman olan Cemâl ve Kemâl sahibi Zât’ın rahmetindeki güzellik de rahmetine erişenlere bakar. Merhametine, bilhassa bâki cennette sonsuz ve türlü rahmet ve şefkatine mazhar olanların saadetlerinin derecesine, nimetlenmelerine ve ferahlarına göre o Rahman ve Rahîm Zât’ın, kendine lâyık bir tarzda bir muhabbet, bir sevme gibi, O’na lâyık hususiyetlerle tabir edilen yüce, mukaddes, güzel, münezzeh mânâları vardır. “Lezzet-i kudsiye, aşk-ı mukaddes, ferah-ı münezzeh, mesruriyet-i kudsiye” tabir edilen, şer’i izin olmadığından zikredemediğimiz gayet münezzeh, mukaddes hususiyetleri vardır ki, her birinin kâinatta gördüğümüz ve varlıklar arasında hissettiğimiz aşktan, ferahtan ve sevinçten sonsuz derecede daha yüksek, yüce, mukaddes ve münezzeh olduğunu pek çok yerde ispat ettik. O mânâların birer parıltısını görmek istersen, şu temsillerin dürbünüyle bak.

754