Şimdi, Kur’an-ı Hakîm’in hikmeti noktasında bakılırsa zerrelerin hareketlerinin pek çok gayesi, hikmeti ve vazifesi vardır. وَإِنْ مِنْ شَيْءٍإِلا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪ gibi birçok ayet, onların hikmetlerine ve vazifelerine işaret eder. Örnek olarak birkaçını söyleyeceğiz:
Birincisi: Cenâb-ı Vâcibü’l Vücûd, yaratıcılığının tecellilerini yenilemek ve tazelemek, her bir ruhu model yaparak onlara her sene kudret mucizelerinden taze birer beden giydirmek, her bir kitaptan binlerce farklı kitabı hikmetiyle ayrı ayrı yazarak çoğaltmak, tek bir hakikati başka başka suretlerde göstermek ve varlıkların, âlemlerin birbiri ardınca bölük bölük gelmesine zemin hazırlamak için kudretiyle zerreleri hareket ettirmiş ve vazifelendirmiştir.
İkincisi: Mülkün Yüce Sahibi, şu dünyayı, bilhassa yeryüzü tarlasını bir mülk suretinde yaratmıştır. Yani taze mahsuller vermeye, bitkilerin büyümesine müsait bir şekilde hazırlamıştır ki, sonsuz kudret mucizelerini orada ekip biçsin.
İşte yeryüzü tarlasında, zerreleri hikmetle hareket ettirerek intizam dairesinde vazifelendirip her asır, her mevsim, her ay, belki her gün, hatta her saat kudret mucizelerinden yeni birer kâinat gösterir, yeryüzü avlusuna başka başka mahsuller verdirir. Sonsuz rahmet hazinelerinin hediyelerini, kudret mucizelerinin örneklerini zerrelerin hareketleriyle sergiler.
Üçüncüsü: Nakkaş-ı Ezelî, isimlerinin sonsuz tecellilerinin nakışlarını göstermek, o isimlerin cilvelerini ifade etmek için; sınırlı bir zeminde hadsiz nakışları sergilemek ve küçük bir sayfada nihayetsiz mânâları bildirecek olan sayısız ayetleri yazmak için zerreleri kusursuz bir hikmetle hareket ettirip tam bir intizamla vazifelendirmiştir.
Evet, geçen senenin mahsulleriyle bu seneninkilerin mahiyeti aynı, fakat mânâları farklıdır. İtibari olan, bir kararda kalmayan ortaya çıkışları ve suretleri değiştirilince mânâları da değişir ve çoğalır. İtibari ve geçici suretler değiştiği ve görünüşte fâni olduğu halde onların güzel mânâları muhafaza edilip sabit ve bâki kalır. Şu ağacın geçen baharda açan yaprak, çiçek ve meyvelerinin ruhu olmadığından, onlar, bu bahardaki emsallerinin hakikatçe aynısıdır. Yalnız suretlerde fark vardır. Tecellileri her vakit tazelenmekte olan ilahî isimlerin mânâlarını ifade
Dipnotlar
- “Hiçbir şey yoktur ki, O’nu hamd ile beraber tesbih (tenzih) ediyor bulunmasın.” (İsrâ sûresi, 17/44)