İçeriğe geç
Sözler

otomobil ve zembil gibi bazı şeyler görünüyor. Kuvvetine ve kabiliyetine göre onlara binen yukarı çekiliyor. Ben de birine atladım. Bir dakika içinde beni bulutların üzerine çıkardı. Gayet güzel, süslenmiş, yeşil dağların üstüne çıktım. O bulut tabakası, dağın yarısına kadar gelmemişti. Her tarafta çok tatlı bir rüzgâr hissediliyor, çok leziz bir su, çok şirin bir ışık görünüyordu. Asansöre benzeyen o nuranî vasıtaların her tarafta olduğunu gördüm. Hatta önceki iki yolculuğumda ve zeminin öteki yüzünde de onları görmüş, fakat ne olduklarını anlamamıştım. Şimdi anlıyordum ki bunlar, Kur’an-ı Hakîm’in ayetlerinin cilveleridir.

İşte وَلَا الضَّاۤلِّين ayeti ile işaret edilen ilk yol, tabiata saplananların ve tabiatçılık fikrini taşıyanların yoludur ki, onda hakikate ve nura ulaşmak için ne kadar zorluk bulunduğunu anladınız.

غَيْرِ الْمَغْضُوبِ ayeti ile işaret edilen ikinci yol, her şeyi sebeplere bağlayanların, vasıtalara yaratma gücü ve tesir atfedenlerin, Meşşai felsefeciler gibi varoluşun hakikatine erişmenin ve Vâcibü'l-Vücûd’u tanımanın yalnız akılla ve fikirle mümkün olabileceğini iddia edenlerin yoludur.

اَلَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ ayeti ile işaret edilen üçüncü yol ise sırat-ı müstakim üzere olan Kur’an talebelerinin nuranî caddesidir. En kısa, en rahat, en emin, herkese açık, semavî, Rahmanî ve nuranî bir yoldur.

664