İçeriğe geç
Sözler

tevhid delillerini nakşediyor. Âlemin her tarafına birliğinin ve tekliğinin bayrağını dikiyor, rubûbiyetini ilan ediyor. O da buna tasdikle, imanla, tevhidle, şahitlik etmekle ve kullukla karşılık verir.

İşte insan, bu çeşit ibadet ve tefekkürlerle hakiki insan olur, en güzel surette yaratıldığını gösterir. İmanın bereketiyle yeryüzünün emanete lâyık, emin bir halifesi haline gelir.

Ey ahsen-i takvimde yaratılan fakat iradesini kötüye kullanarak aşağıların en aşağısına düşen gafil insan! Beni dinle! Ben de senin gibi gençlik sarhoşluğuyla, gaflet içinde, dünyayı hoş ve güzel gördüğüm halde iken, o sarhoşluktan ihtiyarlık sabahında ayıldığım dakikada, dünyanın o güzel zannettiğim, ahirete bakmayan yüzünü nasıl çirkin bulduğumu ve ahirete bakan hakiki yüzünün ne kadar güzel olduğunu, On Yedinci Söz’ün İkinci Makamı’ndaki iki hakikat levhasında anlatmıştım. Oraya bak, sen de gör.

Birinci levha: Dalâlet yolundakiler gibi, fakat sarhoş olmadan, gaflet perdesi ardından eskiden gördüğüm, gafillerin dünyasının hakikatini tasvir eder.

İkinci levha: Hidayet ve huzur ehlinin dünyalarının hakikatine işarettir. Eskiden nasıl yazılmışsa öyle bıraktım. Şiire benzer, fakat şiir değildir.

سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنآ إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا إِنَّكَ أَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ

401