İçeriğe geç
Sözler

• Ya fıtrî ihtiyaç diliyledir; bütün canlıların, güçlerinin yetmediği zaruri ihtiyaçları için dualarıdır... Her bir canlı o fıtrî ihtiyacın lisanıyla mutlak cömertlik sahibi, çok ihsan eden Yaratıcısından hayatını devam ettirmek için bir tür rızık hükmünde bazı şeyler ister.

• Veya çaresizlik diliyle bir duadır ki, çaresiz kalan her bir canlı, kesin bir iltica ile dua eder, bilmediği bir koruyucuya sığınır, belki Rabb-i Rahîm’ine yönelir. Bu üç çeşit dua, bir mâni olmazsa daima makbuldür.

• Dördüncü çeşit –ki en meşhurudur– bizim duamızdır. Bu da iki kısımdır: Biri fiil ve hâl ile, diğeri kalb ve söz iledir.

Mesela sebeplere uymak, fiilî bir duadır. Sebeplerin bir araya gelmesi, neticeyi meydana getirmek için değil, hal diliyle neticeyi Cenâb-ı Hak’tan istemek için, O’nun razı olacağı bir vaziyet almaktır. Mesela çift sürmek, rahmet hazinesinin kapısını çalmaktır. Bu tür fiilî dua, mutlak cömertlik ve bol ihsan sahibi Cenâb-ı Hakk’ın isim ve unvanlarına baktığından büyük çoğunlukla kabul edilir.

İkinci kısım ise dille, kalbden dua etmektir. Elinin yetişmediği bir kısım arzuları istemektir. Bunun en mühim tarafı, en güzel gayesi, en tatlı meyvesi şudur: Dua eden insan anlar ki, kalbinden geçenleri işiten, her şeye eli yetişen, her bir arzusunu yerine getirebilecek, acizliğine merhamet gösterecek ve fakrından dolayı ona yardım edecek biri var.

İşte ey aciz ve fakir insan! Dua gibi, rahmet hazinesinin anahtarı ve tükenmez bir kuvvetin kaynağı olan bir vesileyi elden bırakma. Ona yapış, insanlığın en yüksek makamına çık. Bir sultan gibi bütün kâinatın dualarını kendi duanın içine al! Bütün âlemi temsil eden bir kul ve umumi bir vekil gibi وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ de, kâinatın güzel bir takvimi ol!

387