Davud (aleyhisselam) ne söylese onlar da tekrarlıyordu. Tıpkı, şimdiki haberleşme ve ulaşım vasıtalarının çokluğu ve gelişmesi sayesinde, haşmetli bir kumandanın, dağlara dağılan büyük ordusuna bir anda “Allahu Ekber” dedirtmesi ve o koca dağları konuşturup velveleye getirmesi gibi… Madem insanların bir kumandanı, dağları sakinlerinin diliyle mecazî olarak konuşturur. Elbette, Cenâb-ı Hakk’ın emrindeki haşmetli bir kumandan da, o dağları gerçekten konuşturup onlara tesbihat yaptırabilir. Bununla beraber, her dağın bir şahs-ı manevîsi bulunduğunu, kendine göre birer tesbihi ve ibadeti olduğunu önceki Söz’lerde söylemiştik. Demek ki, her dağ, sesin yankılanması sırrıyla, insanların diliyle tesbihat yaptığı gibi, kendine has diliyle de Hâlık-ı Zülcelâl’i tesbih eder.
عُلِّمْنَا مَنْطِقَ الطَّيْرِوَالطَّيْرَ مَحْشُورَةً beyanları, Cenâb-ı Hakk’ın Hazreti Davud ve Süleyman’a (aleyhimesselam) kuşların dilini ve kabiliyetlerini, yani hangi işe yaradıklarını bilmeyi ihsan ettiğini gösteriyor. Evet, madem bu hakikattir ve madem yeryüzü Rahman’ın bir sofrasıdır, insanın şerefine kurulmuştur. Öyleyse o sofradan istifade eden hayvanların ve kuşların çoğu, insana itaat edip hizmetkâr olabilir. Nasıl ki insan, hayvanların en küçüklerinden bal arısı ve ipekböceğinden faydalanarak, onların ilahî ilhamlarından büyük bir istifade yolunu açarak, güvercinleri bazı işlerde kullanarak ve papağan gibi kuşları konuşturarak medeniyetin güzelliklerine güzel şeyler ilave etmiştir. Aynen öyle de, başka kuş ve hayvanların kabiliyetlerinin dili bilinirse, pek çok canlı türünden –kardeşleri olan ehil hayvanlar gibi– mühim birer işte faydalanılabilir. Mesela, çekirge istilası afetine karşı, çekirgeyi yemeden mahveden sığırcık kuşlarının dili bilinse ve hareketleri kontrol edilse, o kuşlar ne kadar faydalı bir hizmette ücretsiz olarak kullanılabilir. İşte şu ayetler, kuşlardan bu şekilde istifadenin, onları emri altına almanın ve telefon, fonograf gibi cansız cisimleri konuşturmanın en son sınırını çiziyor, en uzak hedefini belirliyor, en haşmetli suretini parmakla gösterip insanı ona bir nevi teşvik ediyor. Cenâb-ı Hak şu ayetlerin işaret lisanıyla mânen diyor ki:
Dipnotlar
- “(Biz sabah akşam kendisiyle zikir ve ibadet etmeleri için dağları,) toplu haldeki kuşları (Davud’un hizmetine boyun eğdirmiştik).” (Sâd sûresi, 38/19)
- “(Süleyman Davud’a varis oldu ve) ‘Ey insanlar, bize kuşların dili öğretildi.’ (dedi).” (Neml sûresi, 27/16)