“Ey insanlar! Emirlerime itaat eden bir kulumun diline ve kalbine öyle bir hikmet verdim ki, her şeyi açıkça birbirinden ayırıp hakikatlerini gösterir. Onun eline de öyle bir sanat verdim ki, demiri balmumu gibi her şekle sokar. Halifeliği ve padişahlığı için mühim kuvvet elde eder. Madem bu mümkündür, veriliyor. Hem mühimdir, toplum hayatında ona çok muhtaçsınız. Yaratılış kanunlarıma uyarsanız o hikmet ve sanat size de verilebilir. Zamanla ona yaklaşıp yetişebilirsiniz.”
İşte insanlığın sanat yönünden en ileri noktaya gitmesi ve maddî kuvvet bakımından en mühim iktidarı elde etmesi, demiri yumuşatmak ve bakırı eritmekle mümkündür. Ayette bakır, “kıtr” (erimiş bakır) kelimesiyle ifade edilmiş. Şu ayetler, bütün insanlığın bakışını bu hakikate çeviriyor, bunun ne kadar mühim olduğunu takdir etmeyen eski insanları ve şimdiki tembelleri şiddetle ihtar ediyor.
• Hem mesela, Belkıs’ın tahtını Hazreti Süleyman’ın (aleyhisselam) yanına getirmek için vezirlerinden, kendisine uzaktaki eşyada tasarruf ilmi verilmiş âlim bir zâtın, “Gözünüzü açıp kapayıncaya kadar o tahtı yanınızda hazır ederim.” dediği harika hadiseyi ifade eden şu ayet:
قَالَ الَّذِي عِنْدَهُ عِلْمٌ مِنَ الْكِتَابِ أَنَاۨ اٰتِيكَ بِه۪ قَبْلَ أَنْ يَرْتَدَّ إِلَيْكَ طَرْفُكَ فَلَمَّا رَاٰهُ
... مُسْتَقِرًّا عِنْدَهُ ilâ ahir.
İşaret ediyor ki, uzak mesafelerden eşyayı aynen veya suretiyle, bir anda getirip hazır etmek mümkündür. Cenâb-ı Hak, peygamberlikle beraber saltanatla da şereflenen Hazreti Süleyman’a (aleyhisselam), hem masumiyetini koruması hem de adaleti sağlaması için, pek geniş memleketinin her tarafından bizzat, zahmetsizce haberdar olmayı, idaresi altındakilerin hallerini görmeyi ve dertlerini işitmeyi bir mucize suretinde ihsan etmiştir. Demek, Hazreti Süleyman (aleyhisselam) Cenâb-ı Hakk’a güvenip ismet lisanıyla bunu istediği gibi, bir insan da kabiliyetlerinin diliyle istese ve O’nun kâinatta işleyen kanunlarına ve inayetine uygun hareket etse, dünya kendisi için küçük bir şehir hükmüne geçebilir. Evet, Belkıs’ın tahtı Yemen’deyken Şam’da aynen
Dipnotlar
- “Ama kitaptan hususi bir bilgiye sahip olan bir zât da: ‘Ben, sen gözünü açıp kapamadan onu getirebilirim’ der demez, Süleyman tahtın yanı başında hazır oluverdiğini görünce...” (Neml sûresi, 27/40)
- Günahsızlık, masumiyet, şaibelerden arınmış olmak. Peygamber vasıflarındandır.