daimî bir ayrılıktır. Elbette ve elbette, hiç şüphesiz, en bahtiyar insan, sabır içinde şükreden ve hapis süresinden tam istifade edip Nur’ların dersini alarak istikamet dairesinde, imana ve Kur’an’a hizmete çalışandır.
Ey zevke ve lezzete tutkun insan! Ben yetmiş beş yaşımda, binlerce tecrübe, delil ve hadiseyle aynelyakîn bildim ki: Hakiki zevk, elemsiz lezzet, kedersiz sevinç ve hayattaki saadet yalnız imandadır, iman hakikatleri dairesinde bulunur. Dünyevî bir lezzette ise çok elem var. Dünya bir üzüm tanesini yedirip on tokat vurur gibi, hayatın lezzetini kaçırır.
Ey hapis musibetine düşen biçareler! Madem dünyanız ağlıyor ve hayatınız acılaştı. Çalışınız, ahiretiniz de ağlamasın! Bâki hayatınız gülsün, tatlılaşsın! Hapisten istifade ediniz. Nasıl bazen ağır şartlarda, düşman karşısında bir saat nöbet bir sene ibadet hükmüne geçebilir; aynen öyle de, sizin bu ağır şartlar altında her bir saat ibadet zahmetiniz saatler hükmüne geçip o zahmetleri rahmete çevirir.
***
بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ
اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ
Aziz, sıddık kardeşlerim,
Hapis musibetine düşenlere ve onlara yardımcı olup merhametle, sadakatle dışarıdan gelen erzaklarına nezaret edenlere kuvvetli bir teselliyi “Üç Nokta”da söyleyeceğim.
Birinci Nokta: Hapiste geçen her bir gün, insana on gün kadar ibadet sevabı kazandırabilir. Fâni saatleri –meyveleri yönüyle– mânen bâki saatlere çevirebilir. Ve beş-on senelik ceza, milyonlarca senelik ebedî hapisten kurtulmaya vesile olabilir. İşte iman sahipleri için bu
Dipnotlar
- Aynelyakîn: Gözüyle görmüş derecede kesin bir şekilde bilmek.
- Bkz. Buhârî, cihâd 5, 73; Müslim, imâret 112-115, 163; Tirmizî, fezâilü’l-cihâd 26; Nesâî, cihâd 39; İbn Mâce, cihâd 2, 24; Dârimî, cihâd 9, 32; Müsned 1/62, 65, 66, 75, 2/177, 5/339, 440, 441.
- Her türlü noksan sıfattan uzak Allah’ın adıyla.
- Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
- İşlediği suçtan dolayı dünyada cezalandırılmış kimse için, bunun kefaret sayılacağına dair bkz. Buhârî, îmân 11, ahkâm 49, hudûd 8, tefsîru sûre (60) 3, menâkıbü’lensâr 43; Müslim, hudûd 41; Tirmizî, hudûd 12; Nesâî, bey’a 9, 17; İbn Mâce, hudûd 33; Dârimî, siyer 16; Müsned 1/159, 5/214, 215, 314, 320.