birer lisan, bütün hayvanlar ve bitkiler ise Cenâb-ı Hakk’ı tesbih eden birer kelime suretinde kendini gösteriyor. Yoksa bugünden ta o zamana bakarak bahsedilen zevkin inceliklerini göremezsin. Evet, o zamandan beri nurunu yayan, zamanla herkesin bildiği bir şey haline gelen, İslam’ın diğer nurlu hakikatleriyle parlayan, Kur’an’ın güneşiyle gündüz rengini alan bir vaziyetin içinden yahut sığ, basit bir alışkanlık perdesi ardından baksan, elbette her bir ayetin ne kadar tatlı bir i’caz nağmesi içinde hangi karanlıkları dağıttığını hakkıyla göremezsin. Türlü mucizeler içinde bu çeşit i’cazın zevkine varamazsın. Kur’an-ı Mucizü’l Beyan’ın mucizeliğinin en yüksek derecelerinden birini görmek istersen, şu temsili dinle, bak:
Gayet yüksek, garip ve dalları her yana uzanmış hayret verici bir ağaç farz edelim. O ağaç bir gayb perdesi altında, bir gizlilik tabakası içinde saklanmış olsun. Malûmdur ki, insanın uzuvları arasında olduğu gibi bir ağacın da dalları, meyveleri, yaprakları ve çiçekleri gibi bütün kısımları arasında bir münasebet, uyum ve denge lâzımdır. Her bir kısmı, o ağacın mahiyetine göre şekil alır, onlara öyle bir suret verilir. İşte, biri çıksa, hiç görünmeyen (hâlâ görünmüyor) o ağacın kısımlarını bir perde üstünde resmetse, hepsine birer sınır, daldan meyveye, meyveden yaprağa uyumlu birer suret çizse ve o perdeyi ağacın birbirinden son derece uzak olan köküyle dal uçlarının ortasında, dallarının, meyvelerinin, yapraklarının şekil ve suretini aynen gösterecek uygun resimlerle doldursa; elbette o ressamın, şu görünmeyen ağacın tamamını gayba açık gözüyle gördüğüne, sonra tasvir ettiğine şüphe kalmaz.
Aynen onun gibi, mümkinat hakikatine dair (ki o hakikat, dünyanın başından ahiretin en sonuna kadar uzanmış ve yerden göklere, zerrelerden güneşe kadar yayılmış olan yaratılış ağacının hakikatidir) Kur’an-ı Mucizü’l Beyan’ın doğruyla yanlışı ayıran beyanları o kadar uyumu muhafaza etmiş ve o ağacın her bir dalına, meyvesine münasip birer suret vermiştir ki, hakikati delilleriyle bilen bütün âlimler araştırmalarının nihayetinde, Kur’an’ın tasvirine “Maşallah, bârekallah! Kâinatın tılsımını ve yaratılış muammasını keşfedip çözen yalnız sensin ey Kur’an-ı Hakîm!” demişlerdir.
Dipnotlar
- Mümkinat: Allah’ın bütün yarattıklarına verilen isim. Yoktan var edilenler. Cenâb-ı Hakk’ın Zât’ından başka her şey.