İçeriğe geç
Sözler

ibretli birer hikmet diye gösterir. Mesela, en kapsamlı kudret mucizelerinden olan insanın yaratılışına sıradan deyip kayıtsızca bakar. Fakat bu kusursuz yaratılışa istisna teşkil eden, üç ayaklı yahut iki başlı bir insanı hayret ve şaşkınlık dolu bir gürültüyle ibretli nazarlara gösterir. Ya da mesela, bütün yavruların rızıklarının gayb hazinesinden en tatlı ve umumi bir rahmet mucizesi olarak sürekli ve düzenli bir şekilde verilmesini basit görüp üstüne nankörlük perdesini çeker. Fakat o intizamın dışında kalmış, benzerlerinden ayrı, yalnız başına uzak düşmüş, denizin altındaki bir böceğin bir yeşil yaprakla beslendiğini görür, ondan tecelli eden lütuf ve keremle buna şahit olan bütün balıkçıları ağlatmak ister. İşte Kur’an-ı Kerim’in ilim, hikmet ve Cenâb-ı Hakk’ı tanıma yönünden servet ve zenginliğini; felsefenin ise ilim, ibret ve Sâni’i bilme noktasında acizliğini, iflasını gör, ibret al!

İşte bu sırdan, Kur’an-ı Hakîm sonsuz derecede parlak, yüksek hakikatleri içerdiğinden, şiirin hülyalarından uzaktır, yücedir. Evet, Kur’an-ı Mucizü’l Beyan, mucizelik derecesindeki kusursuz nizam ve intizamıyla beraber, kâinat kitabındaki sanatın kusursuzluğunu muntazam üslûbuyla tefsir ettiği halde manzum olmamasının bir sebebi de şudur: Birer yıldız gibi olan ayetlerinin her biri, vezin kaydı altına girmeyip diğer ayetlere bir tür merkez ve kardeş hükmüne geçer, aralarında mevcut olan manevî münasebeti sağlamak için o geniş dairedeki ayetler arasında birer hat meydana getirir. Âdeta her bir ayetin, diğer ayetlere bakan birer gözü, onlara dönük birer yüzü vardır. Kur’an’ın içinde binlerce Kur’an bulunur ki, her meşrep sahibine birini açar. Mesela, Yirmi Beşinci Söz’de anlatıldığı gibi, İhlâs sûresinin içinde, otuz altı İhlâs sûresi kadar, her biri pek çok yönlü olan altı cümlenin terkibinden meydana gelmiş, Cenâb-ı Hakk’ın birliğini gösteren birer ilim hazinesi vardır. Evet, nasıl ki, gökyüzünde bulunan yıldızların her biri görünüşteki intizamsızlığı yönüyle, kayıt altına girmeyip diğer yıldızlara bir tür merkez hükmündedir; geniş dairesindeki her bir yıldıza, varlıklar arasındaki gizli irtibata işaret olarak birer münasebet çizgisi uzatır. Âdeta her birinin, yıldız misali ayetler gibi, diğer bütün yıldızlara bakan birer gözü, onlara dönük birer yüzü vardır. İşte intizamsızlık

175