İçeriğe geç
12. Bölüm

Hâtime

Fakat surete hasr-ı nazar etmemek gerektir. Bu sırra binaendir: Esâlîb-i Arab'ta ukul-u beşere olan tenezzülât-ı İlâhiyye tâbir olunan müraât-ı efham ve mümâşât-ı ezhan, Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânda cereyan etti. Ezcümle:

ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ 1 ve يَدُ اللهِ فَوْقَ اَيْدِيهِمْ 2 ve وَجَآءَ رَبُّكَ 3 ve emsâli... Hem de حَتّٰۤى اِذَا بَلَغَ مَغْرِبَ الشَّمْسِ وَجَدَهَا تَغْرُبُ فِىعَيْنٍ حَمِئَةٍ 4

ve eşbâhı... Hem de وَالشَّمْسُ تَجْرِى لِمُسْتَقَرٍّ لَهَا 5 ve nezairi bu üslûba birer mecradır.

ذٰلِكَ الْكِتَابُ لاَ رَيْبَ فِيهِ 6

Hâtime

Sa'b olan bir kelâmın, ığlak ve işkâli, ya lâfız ve üslûbun perişanlığından neş'et eder—bu kısım Kur'ân-ı Vâzıhü'l-Beyâna yanaşmamıştır. Veyahut mânânın dakik, derin veyahut kıymettar veyahut gayr-ı me'lûf, gayr-ı mebzul olduğundan, güya fehme karşı nazlanmak ve şevki arttırmak için kendini göstermemek ve kıymet ve ehemmiyet vermek ister. Müşkilât-ı Kur'âniyye bu kısımdandır.

58