düsturuna timsal olmaktır. Demek, kuyûdât zenav gibi veyahut dereler gibi, maksat ise ortalarından istimdad edici bir havuz gibi olmak gerektir.
Elhasıl: Zihnin şebekesi üstünde tersim olunan ve nazar-ı akıl ile alınan suret-i garaz, müşevveş olmamak için, tecavüb ve teavün ve istimdad lâzımdır.
İşaret
Bu noktadan intizam neş'et etmekle tenasüp tevellüd edip hüsün ve cemâl parlar. Eğer istersen, Rabb-i İzzetin kelâmına teemmül et. Ezcümle:
Zerresi büyük bir taş kadar büyük olan azaptan tahvif ve insanı, kalâk ve tahammülsüz olduklarını göstermek için sevk edilen وَلَئِنْ مَسَّتْهُمْ نَفْحَةٌ مِنْ عَذَابِ رَبِّكَ olan âyete bak. Nasıl ki, "şeyi zıddından in'ikâs ettirmek" olan kaide-i beyâniyeye binaen, tehvil ve tahvif için azabın bir parçasının derece-i tesirini göstermek istediğinden, kıllet olan esas-ı maksada, nasıl kelâmın her tarafı elini oraya uzatıp kuvvet veriyor. Şöyle:
اِنْ lâfzındaki teşkik ile tahfif; ve مَسَّتْ 'deki yalnız temas; ve نَفْحَةٌ maddesinde ve sîgasında ve tenkirindeki taklil ve tahkir; ve مِنْ 'deki teb'iz; ve nekâle bedel عَذَابٌ zikrindeki tehvin; ve رَبِّكَ 'deki îmâ-i rahmet, umumen
Dipnotlar
- "And olsun ki, Rabbinin azabından küçük bir esinti onlara hafifçe dokunacak olsa..." Enbiyâ Sûresi, 21:46.
- اِنْ şayet;
- مَسَّتْhafifçe;
- نَفْحَةٌ küçük bir esinti, bir üfürük;
- مِنْ ...dan;
- عَذَابٌ az bir azap;
- رَبِّكَ Rabbin.