İçeriğe geç

Şimdi o adaya çıktık. Bak, pek büyük bir kalabalık var, şu memleketin bütün büyükleri buraya toplanmış gibi mühim bir merasim görünüyor. İyi dikkat et! Bu büyük topluluğun bir reisi var. Gel, daha yakına gideceğiz. O reisi tanımalıyız. İşte bak! Onun ne kadar parlak binlerce nişanı bulunuyor. Ne kadar kuvvetli sözler söylüyor, ne kadar tatlı sohbet ediyor. Şu on beş gün içinde, dediklerini ben bir parça öğrendim, sen de benden öğren. Bak, o zât, bu memleketin mucizeler sahibi sultanından bahsediyor. Kendisini bize o şanlı sultanın gönderdiğini söylüyor. Bak, öyle harikalar gösteriyor ki, o padişahın has bir memuru olduğuna şüphe bırakmıyor.

Dikkat et, bu zâtın söylediği sözleri yalnızca şu adadakiler değil, harikulâde bir şekilde bütün memleket dinliyor. Çünkü herkes uzaktan uzağa onun nutkunu işitmeye çalışıyor. Yalnız insanlar değil, belki hayvanlar, hatta bak, dağlar bile onun getirdiği emirleri dinliyor ki, yerinden kımıldıyor. Ağaçlar onun işaret ettiği yere gidiyor. O zât nerede istese su çıkarıyor. Hatta parmağını bir kevser çeşmesi gibi yaparak ondan âb-ı hayat içiriyor. Bak, şu sarayın yüksek kubbesindeki

278