İçeriğe geç

haşir hakikatinin neticeleri insanlıktan çıksa, insanın o çok mühim, yüksek ve canlı mahiyetinin, murdar ve mikrop yuvası bir leş hükmüne ineceği açıkça görülür.

Toplumların idaresi, ahlâkı ve yaşayışı ile çok alâkadar olan idarecilerin, siyasetçilerin ve ahlâkçıların kulakları çınlasın! Gelsinler, bakalım bu boşluğu neyle doldurabilir, bu derin yaraları nasıl tedavi edebilirler?

İkinci Nokta

Haşir hakikatinin sayısız delilinden, diğer iman esaslarından gelen şehadetlerin özünden çıkan bir delili kısaca beyan edeceğiz. Şöyle ki:

Hazreti Muhammed’in (aleyhissalâtü vesselam) peygamberliğini ve doğruluğunu gösteren bütün mucizeler, bütün deliller birden haşir hakikatini de ispat eder. Çünkü onun (aleyhissalâtü vesselam) hayatındaki bütün davaları, Allah’ın birliğinden sonra haşir hakikati etrafında toplanıyor.

Hem bütün peygamberleri tasdik eden ve ettiren mucizeleri, delilleri aynı hakikate şahitlik ediyor.

وَبِرُسُلِه۪ kelimesindeki şahitliği iyice sağlamlaştıran وَكُتُبِه۪ şehadeti de aynı hakikati gösteriyor. Şöyle ki:

Başta Kur’an-ı Mucizü’l Beyan’ın doğruluğunu ispatlayan bütün mucizeler, deliller ve hakikatler, hep beraber haşre şahitlik eder. Çünkü Kur’an’ın hemen hemen üçte birinde haşir hakikati vardır. Birçok kısa sûrenin başında gayet kuvvetli haşir ayetleri yer alır. Kur’an, açıkça ve işaretlerle, binlerce ayetiyle aynı hakikati haber verir, ispat eder.

Mesela:

إِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْ

يآ أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ إِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَيْءٌ عَظِيمٌ

إِذَا زُلْزِلَتِ الْأَرْضُ زِلْزَالَهَا

247