İçeriğe geç

Hüsnüzandan mahrum fakat suizanna kilitli bir insan, başkasının namaz gibi çok önemli bir ibadetini bile bir şekilde kendi suizannına kurban edebilir. Mesela namaz kılan birisini gördüğünde onun hakkında, “Acaba bu kişi namazla tam bütünleşebildi mi?” şeklinde bir düşünceye girebilir. Fakat böyle bir düşüncenin karşısına Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Yarıp da kalbine mi baktın?” beyanı çıkacaktır.83 Biz, kimsenin kalbini bilemeyiz. Zâhiren şeklî ve surî namaz kıldığını zannettiğimiz bir insan belki de derinlemesine ve duyarak o namazı îfâ ediyordur. Dolayısıyla namazın doğrusunu anlatma, mü’min sıfatlarını ortaya koyma gibi mevzularda doğruları dile getirme vazifemiz olsa da falanın filânın kıldığı namaz veya tuttuğu oruç hakkında olumsuz mülâhazalara girmekten, hele de bunu seslendirmekten mutlaka kaçınmalıyız. Zira başkalarının yaptığı ibadet ü taate ön yargı ve niyet okumalarla bakmak, korkunç bir suizandır. Böyle bir suizan, mânevî olarak insanın baş aşağı gitmesine sebep olabilir. Allah (celle celâluhu) da, “Ey iman edenler! Zandan çok sakının. Çünkü zanların bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizli hâllerini araştırmayın.”84 kavl-i kerimiyle suizannı kesin ve net bir şekilde yasaklamaktadır.

121