İçeriğe geç

Şimdiye kadar Hizmet Hareketi’ne gönül verenler gibi, milleti için bir şeyler yapmak isteyen, çırpınıp duran insanların oluşturduğu topluluklara pek çok defa taarruzlar yapılmış, meyveli ağaçlar sürekli taşlanmıştır. Hususiyle şahsî menfaat ve siyasî çıkar düşüncesiyle hareket edenler istedikleri gibi yönlendiremedikleri toplulukları kendilerine tâbi kılmak için ellerinden gelen gayreti ortaya koymuşlardır. Gün gelmiş, hak ve adalet duygusuyla tadil edilemeyen kaba kuvvet milletin kaderine hâkim olunca “Madem güçlüyüm, her ne yaparsam yapayım o benim hakkımdır. Kimse bu mevzuda bana itiraz edemez.” şeklindeki kâfirce düşünce biricik ölçü kabul edilmiştir. Öyle ki milletin kanaatine saygının ifade edildiği ve Meclis’in alnına, “Hâkimiyet bilâ kayd u şart milletindir.” ifadesinin kaydedildiği bir dönemde bile, millet tarafından seçilerek oraya gönderilen insanlar defaatle engellenmiş, hatta bertaraf edilmişlerdir.

İşte bütün bu hâdiselere yol açan temel düşünceyi arka plânıyla birlikte iyi kavramak gerekir. Kaba kuvvete dayanan bir kesim, “Madem ben güçlüyüm, öyleyse ne yaparsam yapayım, millet bunu haksızlık ve adaletsizlik olarak görmemelidir. Hatta ben icabında kelleler bile alabilirim. Aldığım bu kelleler de kendi düşünce dünyama göre kurmak istediğim sisteme feda olsun.” şeklinde düşünebilir. Nitekim bazıları tarafından bu tür düşünceler telaffuz da edildi. Darvinizm’in dile getirdiği natürel seleksiyona karşı, bunlarınkine de, “idarî veya iradî seleksiyon” diyebilirsiniz.

38