İçeriğe geç

Halkın görüp gözetmesi karşısında ilim talebeleri de halkın bu hüsn-ü teveccühünü rantabl olarak değerlendirme adına ellerinden geleni yapmalı, zamanlarının saniyesini zayi etmemeli, çok ciddi bir mesai tanzimi, amel taksimi ve yardımlaşma disipliniyle himmetlerini tamamen bu işe yoğunlaştırmalıdırlar. Onlar milletin kendilerine olan teveccühünü hak etme adına bütün enerjilerini ortaya koymalı, icabında dört saat uyku uyumalı ve günün yirmi saatini çalışmaya tahsis etmelidirler. Kim bilir onlar böyle bir çalışma temposuyla hareket edince, Allah da (celle celâluhu) bir insanın on senede elde edeceği neticeyi, iki senede onlara lütfeder.

Yeri gelmişken bir hissimi ifade edeyim: Ben doktora yapmak üzere yurt dışına çıkıp on senede bunu bitiremeyen insanlara gönül koyuyor ve onlara karşı içimde bir kırılma hissediyorum. Ülkemiz ve milletimizin yetişmiş insana ihtiyacı ortada iken, bunca zamanı israf etmenin hesabını Allah sorar. Zaman insan için en büyük sermayedir. Eğer bir insan böyle bir yola girdiyse dişini sıkmalı, beynini zonklatmalı, değerlendirebileceği bütün argümanları değerlendirmeli, istifade edebileceği bütün kaynaklardan istifade etmeli ve imkânı varsa süreyi uzatma bir yana, kendisi için takdir edilen süreden önce doktorasını bitirmelidir.

İlim ehli için son bir husus olarak şunu ifade etmek istiyorum: İstiğna, ilim ve ilim ehlinin izzeti için olmazsa olmaz, çok önemli bir disiplindir. Esasında enbiya-i izâmın mesleği de buna dayanır. Kur’ân-ı Kerim’in pek çok âyet-i kerimesinde onların, “Sizden bu (tebliğ vazifesi)ne karşılık hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız Âlemlerin Rabbi’ne aittir.”81 dedikleri ifade ediliyor. Bu açıdan ilim adamları hayatlarının hiçbir safhasında, ne talebeliklerinde, ne hocalıklarında ne de hocalar hocası olduklarında, ellerinden geliyorsa hiç kimseye diyet ödeme mecburiyetinde kalmamalıdırlar.

118