İçeriğe geç

Bütün kâinat, temel taşı olan bu güneşlerden mürekkep olduğuna göre, enerjileri sürekli tükenmeye doğru giden bu güneşlerin ezelî olması düşünülemez. Çünkü ezelî, yani sonsuz olan, yukarıda da ifade edildiği gibi, mürekkep olmaz, zira o, zaman ve mekân kaydı altına girmez; dolayısıyla aşınmaz, kendinde en küçük bir değişiklik meydana gelmez. Oysa görüyoruz ki, madde ve maddî dünya sürekli değişmekte, hâlden hâle girmekte, çözülme ve yeniden oluşmalara uğramakta veya medar olmaktadır. Şu hâlde madde, hem başlangıcı vardır, hem sonludur; zaman-mekân kayıtlarıyla sınırlıdır. Bunun dışındaki her iddia, hiçbir gerçek payı olmayan bir faraziyeden ibaret kalmaya mahkûmdur. Bizzat Darvin, bu konudaki acziyetini itiraf içinde, “Esasen bu varlıkların yaşadığı devirde bulunamadığım için meseleyi bir kısım faraziyelerle takviye etme lüzumunu duydum.” demektedir.

64