Eda edilmesi gerekli olan hukuk ve borçların ödenmemesi مَنْع kelimesiyle; alınması ve istenmesi memnu bulunan şeyleri değişik yollarla isteme, alma da هَات sözüyle ifade edilmiştir ki, her ikisi de, yani verilmesi gerekli olan şeyi vermemek ve alınmaması lâzım gelen şeyi de almak haramdır.. ve bu haramın çizgisi de ana-babaya baş kaldırma, kız çocuklarını diri diri gömme çizgisidir. Aynı zamanda bu kelimelerden birincisini, ferdin, zekât, sadaka ve sair iânât gibi, uhdesindeki, fukarâya ait hakları yerine getirmemesi, ikinci kelimeyi ise, dilencilik ve tese’ülde bulunması şeklinde anlamak da mümkündür. Bulunduğumuz noktadan ileriye doğru bir adım daha atarak birinci kelimeden; doğrudan doğruya zimmete geçirilen hakların inkâr edilip üzerine oturulmasından, çek ve senetlerin karşılığının ödenmemesine, ondan da hileli iflas ve her türlü spekülâsyona kadar bütün gayri meşru yollarla elde edilen haksız kazançları ve sonra da bu haksızlıkların giderilmemesini, hatta haksızlıkta temerrüt edilmesini; ikinci kelimeden de; basit dilencilikten, milletin dinî ve millî hislerini istismara, ondan resmî-gayri resmî, bir kısım mütegallibenin açık-kapalı, milletten hakk-ı temettu taleplerine ve ondan da büyük-küçük mafya örgütlerinin, bin bir türlü yollarla, yığınları soyup-soğana çevirmelerine kadar ızrâr edici her çeşit “alma” gayretini istinbat etmek kabildir.