İçeriğe geç

Bu âlemşümul din ve âlemşümul davanın Şerefli Mübelliği ve ilk temsilcileri, bu cihanşümul sistemi dünyanın dört bir yanına taşırken, vazifelerinin şuurunda ve mesuliyetlerini de müdrik bulunuyorlardı. Topyekün dünyayı teshîr için cepheden cepheye koşuyor, Allah yolunda cihad ediyor, öldürüyor, ölüyor; Cennet’e girmeye ve Cemalullah’ı görmeye liyakatlarını ortaya koyuyorlardı.. gönül verdikleri dava uğrunda hayatı istihkar ediyor; en az başkalarının yaşama arzusu kadar, Allah’a mülâki olma iştiyakıyla yanıp-tutuşuyor ve yeryüzü hilafetini gerçekleştirmeye çalışıyorlardı ki, hayatlarını böyle ötelerle irtibatlı bir yörüngede sürdürenlerle savaşmaya kimsenin gücü yetmezdi. Yanılarak, bilmeyerek kendilerini böyle muhataralı bir yola atma bahtsızlığına dûçâr olanlar da, mesafeleri aşan bir korku ile tir tir titrer ve daha yolun başında felç olur giderlerdi. Hele bir de iman cephesinin Allah’ı tazimi dönüp mü’minlerde bir mehâbet hâlini almışsa. Hakikî imanı elde edenler için: نُصِرْتُ بِالرُّعْبِ مَسِيرَةَ شَهْرٍ ne müthiş bir silah, ne müstahkem bir kale…

Arzın, bu dinin müntesiplerine bir mescid hâline gelmesi, isteyen her Müslümanın, istediği yerde, mâbede, namazgâha ihtiyaç duymadan ibadetini eda edebilmesi, İslâm dininin cihanşümul olmasının bir buudu; kıyamete kadar devam edecek olan cihad vazifesinin, hiçbir şeye takılmadan devam ettirilebilmesi için ganimetin meşru kılınması ayrı bir buudu.. ötede “şefaat-i uzmâ” unvanıyla, belli ölçüde herkesin elinden tutularak belli bir selâmet seviyesine ulaştırılması da ayrı bir buudu.. ve her peygamberin kendi kavmine hususî elçiliğine mukabil, O’nun bütün insanlara gönderilmesi de, bu işin sarahat buudu…

Ayrıca bu hadis-i şeriften, herhangi bir tekellüfe girmeden şu hususları istinbat etmek de mümkündür:

a– Peygamberlik ve onunla gelen mesaj, öyle ilâhî bir mevhibedir ki, kat’iyen cehd ü gayretle elde edilemez.

353