İçeriğe geç

O, bir kraldı. Devletin hazinesi her zaman emrindeydi. Fakat hiçbir zaman devlet hazinesinden bir lokma dahi istifade etmeyi düşünmedi. O, el emeğiyle nafakasını temin eder ve evinin ihtiyaçlarını da kendi şahsî kazancıyla karşılardı.552 Ağzına girecek lokmaya dahi bu kadar hassas davranan ve kulluğu, O’nun mümeyyiz vasfı olan bir Nebi’ye, muharref kitaba bakın ki, en âdî ve en iğrenç bir davranışı yakıştırmaktadır! Davud Aleyhisselâm’ın hayal dünyası dahi, böyle bir hareketi, bir an bile olsa ruhunda misafir etmekten, muallâ, müberra ve münezzehtir. Değil ki, O, böyle bir davranışa fiilen teşebbüs etmiş olsun…

Ve yine Ahd-i Atik’in akıl almaz iddia ve yakıştırmaları arasında şunu da görürüz; “İsrail, Allah’la güreşti ve O’nu yendi.”553 Onların İsrail dedikleri, Yakup Aleyhisselâm’dır. Batılının aklı gözüne inmiş o materyalist felsefesi, bu kitaplara da o derece sirayet etmiştir ki –hâşâ– Allah’ı (celle celâluhu) bir beşer gibi düşünüp peygamberiyle güreştirmektedir.

458