Ayrıca, aktif sabır ve kadere rıza çerçevesinde fitneler imbiğinden geçmenin, çok defa farklı mevhibe sağanaklarına vesile olduğu da sık görülen hâdiselerdendir. Ancak konuya, fitneye maruz kalan ve başına gelenleri “Allah’ın takdiri” deyip gönül hoşnutluğuyla karşılayan değil de, ona sebebiyet veren, onu körükleyen ve onunla bir yerlere varmak isteyen zalimler ve tiranlar açısından bakıldığında, durum tamamen farklılık arz eder; evet, o, mü’minler için izafî bir rahmet olmasına karşılık, Kur’ân-ı Kerim’in de pek çok âyât-ı beyyinâtıyla ifade buyurduğu gibi, fitneye sebebiyet veren gaddar ve hattâr kimseler zaviyesinden bir şeytan işi, küfre denk bir fesat ameliyesi, ehl-i imana karşı mülhidlerin küfürlerini ifade etmelerinin unvanı, imansızların, mü’minleri yürüdükleri yoldan saptırma cehdi, İblis’in, insanlar içindeki yardımcıları vasıtasıyla şeytanî oyunları ve bunların, zayıf karakterli ve her zaman şuna buna âlet olabilecek veya provoke edilebilecek kimseleri, yerinde kargaşaya, yerinde anarşiye sürükleme gayreti olarak yorumlanmıştır.
Bunların yanında günümüzde ideolojik, siyasî ve ilhad, inkâr kaynaklı bir fitne daha vardır ki, zannımca en tehlikeli olanı da işte budur. Bu tür fitneler bazen bütün toplumu temelinden sarsacak öyle geniş alanlı hercümerçlere sebebiyet verir ki, hiçbir şey yerinde kalmaz. Topyekün değerler altüst olur, her yanda kol gezen anarşi karşısında kuvve-i mâneviyeler kırılır, iradelerde çatırtılar duyulmaya başlar ve toplumu/toplumları bir baştan bir başa yeis kaplar.