İçeriğe geç

Oysaki milletçe müşterek mefkûremiz olan din ve milliyet duygusu, her türlü fantezinin üstünde ve ferdî ruhların hakikatini aşkın, sağlam bir inancın, temelleşmiş bir düşüncenin, oturmuş bir ahlâkın, ruhlara mâl olmuş bir faziletin o muhkemlerden muhkem blokajına oturtulmalıydı. Evet, her günü aynı istikamette, kendi ruh ve mânâ zenginlikleri yörüngesinde her türlü açılım ve “değişim”e açık, Hak rızası eksenli, menfaat ve çıkar mülâhazalarına karşı bütün bütün kapalı bir ahlâk hareketidir ki, gelecek nesillere beklediğimiz kurtuluşu vaad edecektir. Aksine, düşünce dünyamızda bir sürü zikzak, gönüllerimizde yakînleşmemiş karmakarışık bir inanç, kafalarımızda birbirinden farklı bir sürü “yöntem” ve çok medeniyet telakkili bir anlayışla, milletimizin öz malı olan bir ruh ve mânâya sahip çıkmamız, onu korumaya almamız ve gelecek nesillere, emanette emin birer emanetçi olarak ulaştırmamız imkânsız gibi gözükmektedir.

150