İçeriğe geç

İslâm’ın sarih olarak hakkında ahkâm vaz’ettiği her mesele şûrâ sınırları dışında, hakkında açık bir hüküm bulunmayan hususlar da şûrâ sınırları içinde kalması gerçeğinden hareketle o, hemen her durum ve şart altında İslâm’a bağlılıkla sınırlı Kur’ân ve Sünnet endeksli, Kitabullah’la belirlenen gayeyi gerçekleştirmeye çalışır. Hiç şüphesiz, İslâm’ın hedeflediği hususların başında da, insanlar arasında eşitliğin tahakkuk ettirilmesi.. cehaletle savaşılıp bilginin yaygınlaştırılması.. her meselenin İslâmî kimlik etrafında örgülenip, Müslümanın kendi özüyle tersleşmesine meydan verilmemesi.. ülke insanının devletlerarası muvazenede yer ve itibarını korumaya yönlendirilmesi.. fert ve toplum arasında içtimaî adaletin gerçekleştirilmesi.. her kesimiyle bütün bir milletin, hemen her ferdinde sevgi, saygı, diğergâmlık ve maddî-mânevî füyûzât hislerinden fedakârlıkta bulunarak başkaları için yaşayabilmesi duygularının geliştirilmesi.. dünya ve ahiret muvazenesinin korunup kollanması.. iç ve dış siyasetin tanzim edilmesi.. dünyanın yakın takibe alınması.. ve icabında bütün bir cihanla başa çıkabilecek güç kaynaklarının, hatta psikolojik savaş timlerinin hazırlanması veya modernizasyonu… gibi hususları sıralayabiliriz. Bütün bunlar, eskiden beri büyük idarecilerin, insanüstü mütefekkirlerin ve devâsâ filozofların da ısrarla üzerinde durdukları insanlık meseleleridir. İslâm’ın Yüce Peygamberi de, hayat-ı seniyyeleri boyunca, teşrî ve temsil sorumluluğu içinde hep bu hedefi takip etmiş ve insanların hayatlarını, kültür faaliyetlerini, teşebbüs ve çalışmalarını, birbirleriyle olan münasebetlerini bu esaslar üzerine oturtmuş; duygu, düşünce, akıl, mantık, his ve kalbleri arasındaki irtibatı da bu yolla tahakkuk ettirmiştir.

* * *

47