İçeriğe geç

Evet, bu zavallı, o muhteşem dizaynla alâkalı hakikî ve ciddî bir sebep bulamadığından tebeî bir nazarla, muhali mümkin görerek olmayacak bir hükme varıyor. Zira o sarayı tanzim edenin bir kitap olması muhaldir. Hâlbuki o insan, az derince düşünebilseydi, o kitabın bir program kitabı olduğunu, o sarayın da o programa göre tanzim edildiğini ve o programı hazırlayan yüce bir Zât’ın bulunduğunu anlayacaktı.

Evet, bu Zât, evvelâ o sarayı tanzim etmiş, sonra da o sarayın programını bir kitap hâline getirmiştir. İşte kâinat da böyle bir program kitabıdır. Bu kitabı hazırlayıp, kudret ve iradesiyle bizim nazarımıza arz eden Allah Teâlâ’dır. Cenâb-ı Hak, –hâşâ– bir kitap değildir. O, tabiat, tabiattaki kanunlar veya tesadüfler de değildir. Belki bütün bu tevafuklar, Cenâb-ı Hakk’ın kalem-i kudreti ve kalem-i kaderiyle sergilenen eserleridir.

Evet, tebeî nazar, çok büyük gibi görünen pek çok entelektüel cüceyi baştan çıkarıp, onları perişan ve derbeder etmiştir. Tevhide dair bu meselenin detaylarını, mevzuyla alâkalı yazılan eserlere havale ederek, şimdilik bu kadarlıkla iktifa ediyorum.

3