İçeriğe geç

Böyle bir iddianın bir başka mânâsı da, “Artık Müslümanlık tam mânâsıyla yaşanmaz.” demektir. Biz inanıyoruz ki, Devr-i Risaletpenâhîye yakın, o Müslümanlığı temsil edecek yeni bir topluluk zuhur etmektedir. Aslında Muhbir-i Sadık bunu önceden haber de vermişti. Aksini iddia etmek de, hayatında doğruluktan başka bir şey bilmeyen bir insanı tekzip etmek demektir. Yani insan hiçbir şey bilmese bile, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Bu din, güneşin doğup battığı her yere ulaşacaktır.” vaadine inanması lâzım gelir.

Müşriklikten yeni çıkmış ve oğlunun sevkiyle Müslümanlığa doğru ilk adımını atmış olan Yâsir’in büyük bir sözü vardır. İlk defa oğlunun ihtidasıyla karşı karşıya gelince; evet bir gece karanlığında oğlu, süzülür evden içeriye girer. O gün Müslümanların sayısı beş altıyı geçmemektedir ve çeşitli tehditler altındadırlar; evet işte böyle karanlık bir atmosferde Ammar b. Yâsir evden içeriye girer, anne-baba heyecan içindedirler. “Oğlum! Neredeydin?” diye sorarlar. Ammar cevap verir: “Peygamber Hz. Muhammed’in yanındaydım.” “Peygamber mi o?” derler, “Evet! O şimdi Allah’tan, kitaptan bahsediyor.” Bu açık ifadeler karşısında o ümmî baba: “Muhammed, Mekke’de kırk yaşına kadar bir tek yalanı duyulmayan insandır. İnsanlara karşı yalan söylemeyenin Allah’a karşı yalan söylemesi mümkün değildir!” der ve hemen orada Müslüman olur.

Hz. Yâsir felsefe bilmez; fakat buradaki felsefesi çok derindir. 40 yaşına kadar hiç kimsenin, kendisinden yalanın ve ta’rizin en küçüğünü duymadığı O sadık, masduk olan zât, –hâşâ– kalkacak hilâf-ı vâki bir şey söyleyecek; işte bu mümkün değildir.

113