İçeriğe geç

Hz. Âdem’in böyle ağlayıp inlemeleri, onun peygamberlikle serfiraz olması, tekrar Cennet’e girmesi ve Hz. Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) dede olması gibi çok büyük hayırları netice vermiştir. Bu açıdan da denebilir ki, musibete terettüp eden bir ceza, bazen bin hayrın mukaddimesi de olabiliyormuş.

Bizler için de aynı şeyler mukadderdir. Başımıza gelen her musibeti, elimizle işlediğimiz bir kötülüğün neticesi saymalı ve kasvet bağlamış şahsî veya içtimaî ufkumuzun açılmasına da bir vesile telakki edip öylece Allah’a tevbe ile yönelmeli, sonra da neticede hamd etmeliyiz.

Sözlerimizi bir hadis mealiyle noktalayalım:

“Mü’minin işine şaşarım! Mü’minin her hâli hayırlıdır. O, kendisine bir musibet isabet ettiği zaman sabreder, bu, onun için hayırlıdır. Nimet isabet ettiği zaman da şükreder, bu da onun için yine hayırlıdır.”

Allah, bizleri bu hâl ile hâllendirsin!

7