Evet, mağaraya çekilme, toplumdan kaçma şeklinde düşünülmemelidir. O sadece bir gerilime geçme devresidir ki, başta Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) olmak üzere bütün büyükler hep böyle bir dönemden geçmişlerdir. Efendimiz, Hira dağında bir mağaraya çekilmiş.. İmam Gazzâlî belli bir devreyi mağarada yaşamış.. Asrın Çilekeşi mağaralarda gerilim devresini tamamlamış ve bir bakıma memleket hapishaneleri ve sürgün yerleri onun için hep bir çilehane olmuştur. Zaten tasavvuf ehlinin hemen hepsi de böyle bir gerilime geçiş devresini şart koşmuş ve her fert kendi ihtiyacı nispetinde bir çile devresinden geçmiştir. Hem her zaman toplumu irşada hazırlama için günahlardan teberri ile böyle bir uzlet devri geçirme büyüklerce kaçınılmaz görülmüştür.. evet, Ashab-ı Kehf’i anlatmanın bu hususlara da işareti söz konusu.
Allah Resûlü, işin başında böyle bir fütüvvet topluluğu meydana getirmiş, kendisi de “Baş Fetâ” olarak onların başına geçmiştir. Zaten sûre-i Kehf’de Ashab-ı Kehf’in anlatılmasından evvel Efendimiz’e ait bazı hususların anlatılmasının hikmetlerinden biri de işte bu hususa işarettir. O devrede de işi gençler üzerine alıp götürmüşlerdir.