İçeriğe geç

İnsan, ancak beyan sayesinde içinde tecellî eden şeyleri ifade edebilir ve beyan sayesinde Cenâb-ı Hakk’a muhatap olur; olur da Allah’ın sözünü anlar ve aynı zamanda kendi maksadını O’na açabilir. Allah (celle celâluhu) da ona; “Gel, Benim için namaz kıl, huzurumda eğil.” der, o da gider kemerbeste-i ubûdiyet içinde “Elhamdülillah” deyip O’nun huzurunda durur. Bu, bir mânâda Allah’ı anlama ve O’nunla konuşmadır. Tâbiînden bir zat diyor ki: “Kur’ân okuyan bir kimse, ben Allah ile konuştum derse, yalan söylemiş olmaz.” Bu açıdan “Elhamdülillah” diyen Allah ile konuşmuş sayılır ki, böyle bir konuşma da ancak beyan nimetiyle gerçekleşmektedir.

İnsan namazda, “Sen Rahmân u Rahîmsin; bana evvelâ idrak sonra da bu idraki hiç olmazsa beyanla ortaya koymak için kabiliyet ve istidat verdin. Bu, Senin Rahmâniyetinin tecellîsidir. Sen kıyamet gününün Sahibisin; ben de Senin emirlerin çerçevesinde şimdiden o güne göre hazırlanıyorum.” dedikten sonra doğrudan doğruya Cenâb-ı Hakk’ı muhatap alıyor ve “Kulluğumu yalnız Sana yapıyorum ve bu kulluk yükünün altında ezilmemek için de yardımı sadece Senden istiyorum.” diyerek konuşmasına devam ediyor.

Böyle diyen bir insan, çok şerefli bir pâye ve makama yükselmiş sayılır; ne var ki, çoğu insan ihtimal bunu hiç düşünmüyor. Bir insan gidip bir devlet başkanına muhatap olsa ve onunla bir iki laf etse her yerde bu konuşmayı anlatır; her ortamda bir girizgâh bulup o konuşmadan söz eder. Bir devlet başkanıyla bile konuşma bu kadar önemli görülüp anlatılıyorsa, Allah’ın huzurunda O’na muhatap olma imtiyazının ne demek olduğu derin derin düşünülmelidir.

2