İçeriğe geç

Soruda ifade edilen his de insan için çok önemli ve hayatî bir unsurdur. Gerçi günümüzde o, genellikle insan tabiatının bir gereği gibi görülmek ve gösterilmek istenmektedir. Fakat hissi, mücerred olarak insan tabiatına havale etmek ve onu sadece insiyakî bir tavrın neticesiymiş gibi göstermek doğru değildir. Çünkü her ne kadar onun aslı, insan tabiatında bulunsa da, ferdin içinde bulunduğu kültür ortamının ona kazandırıp kaybettirdiği hususları da göz ardı edemeyiz. Meselâ insan tabiatında bir şefkat duygusu vardır. Ancak insanî değerlerin kaybolup gittiği bir kültür ortamı içinde fertte bulunan bu şefkat hissi söndürülüp o toplumun efradı vahşi birer yaratık hâline getirilebilir. Bu sebeple potansiyel olarak insan tabiatında bulunan o şefkat hissinin beslenip geliştirilmesi, takviye edilip güçlendirilmesi gerekir.

His, aynı zamanda vicdanın dört temel rüknünden biridir. Duyup hissetme mânâlarına gelen ihsas dediğimiz hâdise, insanda bulunan bu melekeyle gerçekleşir. Yani insanın dışta olan şeyleri “içselleştirmesi”, vicdanîleştirmesi ve onları içinde duyması vicdanın rüknü olan his unsuruna bağlıdır. İhtisas dediğimiz mesele de onun mutâvaatıdır ki, insanın letaif-i mâneviyesinin duyup hissettiklerini bütünüyle alıp kendine mâl etmesi ve tabiatının bir derinliği hâline getirmesi demektir.

Heyecan Dinamiği

227