Evet, Kur’ân talebesi, gördüğü güzel bir rüyanın dahi zaaflarından ötürü yolda kalmaması için önüne atılan bir şekerleme olabileceği ihtimalini düşünmelidir. O güzel rüyayı, faziletli bir insan olduğuna emare saymaktansa, zaafına, tutarsızlığına ve adanmışlık ruhundaki eksikliğine bir alâmet kabul etmeli; “hablü’l-metin”e sağlam tutunamadığından dolayı düşmek üzere olduğu bir anda, arkasından koştuğu hakikatın tadını kendisine hatırlatacak bir şekerleme lütfedildiğine inanmalıdır. “Tam adanmış, hakikî sâdık, doğru dürüst bir dava adamı olsaydım, bana böyle bir avans verilmezdi. Mefkûrem hesabına yapıp ettiğim her şey zaten benim vazifem.. onları yapmam lâzım geldiği için yapıyorum. Onlara mukabil avans almam ne kadar çirkin; şekerleme ile koşan biri olmam ne büyük ayıp!.. Allah’ın rızası, imanın tadı, din hakikatı… varken şekerleme de neyin nesi?! Çocuk değilim ki ben!” demeli ve teyakkuza geçmelidir.
Sohbet ve Hizmet