Tertemiz yaşantısıyla ilk halifelere ve hususiyle de adaletin temsilcisi Hazreti Ömer’e çok benzeyen Ömer İbn Abdülaziz de, ekonomisi ve siyasî istikrarı bozulmuş bir devletin başına halife seçiliyor. Allah’ın izni ve inayetiyle, ikibuçuk senede başkalarının otuz yılda yapamayacakları hizmetleri yapıyor. Öyle ki, onun icraatları neticesinde Türkiye’den kat kat büyük bir devletin hazinesi dolup taşıyor. Bir gün, maliye nâzırı gelip “Efendim, hazinemiz haddinden fazla dolu; harcamalarımızın çok üstünde gelirimiz var. Bu imkânı nasıl değerlendirmemizi istersiniz?” deyince, “Halka zekât dağıtın ve muhtaç kimse bırakmayın.”9 diyor. Bir süre sonra maliye nazırı tekrar gelip “Efendim, neredeyse herkes zekât verecek hâle geldi ama hâlâ fazlamız var; yapmamızı istediğiniz bir iş varsa emrinize âmâdeyiz!” diyor. Ömer İbn Abdülaziz “On beş yaşına girmiş, rüşt çağına ermiş herkesi evlendirin; gençlere ev kurmalarında yardımcı olun.” mukabelesinde bulunuyor. İşte, ülkesini ve halkını öyle bir zenginlik ve refah seviyesine yükselten insan, kendi adına ise zühd yolunu tercih ediyor. Velid döneminde on bin dinar maaş alan halasının tahsisatını bile kesiyor ve halacığım “Hak ettiğimiz kadarını alalım, gerisi bize haramolur.” diyor. Sonra da her zaman yaptığı gibi kalkıp biraz zeytinyağı biraz da ekmek getiriyor ve “Halacığım yemek istemez misin?” diyor, ekmeği yağa banıp yiyor.10 İşte, bu sayede tefessüh etmek üzere olan bir toplumun bağrında yeniden zühd anlayışını, Muhammedî bir ruh kazanma düşüncesini yeşertiyor.
Çarşı-Pazardan Nebiler-Sıddıklar Arasına
Dipnotlar
- 9 Bkz.: Ebû Ubeyd Kasım b. Sellâm, el-Emvâl s.666; Abdullah b. Abdülhakem, Sîretü Ömer b. Abdülaziz s.65.
- 10 Bkz.: Abdullah b. Abdülhakem, Sîretü Ömer b. Abdülaziz s.79-80.