Sözün başında iki çevreden bahsettim. Bunların ikisi de dost çevredendi. Bir de düşmanlar var. Düşman demek de istemiyorum; istemiyorum çünkü Allah tanımaz, Peygamber kabul etmez, mânevî veya kutsî kavramı içine girecek her şeye kapalı bir çevrenin dahi bu süreçte bir yeri var. Tıpkı Efendimiz’in (aleyhissalâtü vesselâm) müşriklerle münasebetlerinde olduğu gibi. Ama onlar bu sürece karşı almış oldukları tavırlarla o ismi kendilerine kendileri veriyor ve “Düşmanız biz!” diyorlar. Sizden gelecek her türlü hayra ve iyiliğe “Hayır” diyorlar. Alabildiğine mütemerrit, kendi menfaatlerinin ötesinde ne milleti ne devleti ne de insanlığı düşünmeyen paranoyak bir çevredir bu.
Evet, bizim bunlara karşı bir yaptırım gücümüz yok; ama Allahımız var. حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ4نِعْمَ الْمَوْلٰى وَنِعْمَ النَّصِيرُ5’imiz var. لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ6 gibi bir hazinemiz var. Dopdolu, hiç bitmeyen, kullandıkça artan bir hazine. Korkmayın, Allah yanınızda ise size kimse bir şey yapamaz. “Asrın Beyin Yapıcısı”nın sık sık vurguladığı gibi; “Endişe etmeyin kardeşlerim! Biz inayet altındayız.”7
diyor ya Yunus, öyle de gün gelecek kartal yuvarlanacak, serçe de gülecek. Çünkü küçüğe büyük şeyler yaptıran Allah’tır. Yeise düşmeyin. Yeis “mâni-i her kemâldir”. Bir bataktır o. Âkif’in ifadesi ile düşerseniz boğulursunuz. Azminize sımsıkı sarılın; sarılın çünkü önünüzde katedeceğiniz yol daha çok uzun. Geçilmesi gereken derin sular var. Yine Yunusça diyelim:
Dipnotlar
- 4 “Allah bize yeter. O ne güzel vekildir!” (Âl-i İmrân sûresi, 3/173)
- 5 “O ne güzel mevlâ, ne güzel yardımcıdır!” (Enfâl sûresi, 8/40)
- 6 “Hareket ve güç, ancak yüceler yücesi ve pek büyük olan Cenâb-ı Hakk’ın dilemesi ile olur.” Bkz.: Buhârî, meğâzî 38, daavât 51, 68, kader 7; Müslim, zikir 44-46.
- 7 Bediüzzaman, Şualar s.481 (On Dördüncü Şua).