Bütün bunlara bakıldığında, şeytanın yapacağı kötülükleri kendince önem sırasına göre sıraladığını görüyoruz. Bu stratejiye göre o, öncelikle baştakileri, ağır sıklet insanları yere sermeye çalışır. Onları yere serdiğinde destede (yağlı güreşte pehlivanların ayrıldığı beş dereceden en küçüğü) güreşenlerin birer çelmelik hâli var demektir. Zaten onların bir kısmı bir işaretle onun arkasından koşup gideceklerdir. Bu açıdan şeytan, başta enbiya-i izâma sonra da, asfiya-i kiram, evliya-i fihâm ve müctehidin-i izâm efendilerimize musallat olacaktır. Kendilerini i’lâ-yı kelimetullaha adamış insanlar da onun öncelikle musallat olacağı kişilerdendir. O, dini i’lâ etmeye adanmış bu işin tiryakilerini boş bırakmayacak ve onların başlarını döndürme, bakışlarını bulandırma ve onları mâlâyâniyata sevk etme istikametinde koşturup duracaktır.
Hücuma Uğrayan Tarihî Şahsiyetler
Tıpkı şeytanlar gibi, insanlar arasında onların çırakları olan fesada açık ruhlar da, vefat edip gitmiş olsa dahi, en çok, Allah dostlarına saldırırlar. Mesela bakıyorsunuz ömrünü at üstünde geçirmiş ve cephede ruhunun ufkuna yürümüş Kanuni gibi büyük bir kâmete saldırıyorlar. Hangi kaynağa dayanarak onun içki içtiğini söylüyorlar, hangi kaynağa dayanarak ona bohemlik isnadında bulunuyorlar, bilemiyor ve “tevbeler tevbesi” diyoruz. Merhum Mağripli büyük filozof Malik İbn Nebi diyor ki: “Eğer İslâm dünyasının şimalinde Türk toplumu olmasaydı, bugün İslâm dünyası da olmazdı. Türkler olmasaydı, bugün yeryüzünde Müslümanlık da kalmazdı.”