İçeriğe geç

Fakat Hazreti Mevlâna’nın sadece bu yönü, yani herkese el uzatan engin müsamaha ve şefkat anlayışı nazar-ı itibara alınıp onun o derin ibadet ü taati, Kur’ân ve Sünnet’e bağlılığı görülmezse hakkında bazı yanlış kanaatlere girilmiş olur. Öncelikle şunu ifade edelim ki, bazılarının iddia ettiği gibi, şayet o, dinin muhkemâtına bağlı kalmasaydı, ne Konya halkı onu bünyesinde barındırır ne de dinine bağlı hükümdarlar onun orada nurunu neşretmesine imkân ve zemin hazırlarlardı. Ayrıca onunla muasır olan ulema-i kiramdan hiçbiri, Hazreti Mevlâna aleyhinde konuşmamıştır. Mesela onunla aynı dönemi paylaşan Sadreddin Konevî Hazretleri, Şecere-i Numaniye’yi şerh edip Beyzâvî’nin tefsirine de geniş bir hâşiye yazmış büyük bir âlimdir. Hayatına ve eserlerine baktığımızda bu büyük âlimin, Hazreti Mevlâna aleyhinde tek bir söz söylediğini bilmiyoruz. Zira Hazreti Mevlâna, bir taraftan başkalarını kucaklama mevzuunda engin bir şefkat ve re’fet ortaya koyarken, diğer taraftan da İslâm’ın esaslarına sımsıkı bağlı kalmış, zâhir-i şeriata muhalif herhangi bir tavır ve davranış içine girmemiştir.

311