Cenâb-ı Hak, mezkûr âyetin devamında وَيَجْعَلُكُمْ خُلَفَۤاءَ الْأَرْضِ“Ve sizi yeryüzünde halifeler kılan kimdir?” buyuruyor. Bununla ilgili olarak Hazreti Davud’un (aleyhisselâm) durumuna bakacak olursanız o, Filistin’e hâkim olan Amalikalılarla savaşta, Frenklerin Golyat dedikleri Câlût’u öldürmeye muvaffak olmuştur. Eski Ahit Hazreti Davud’un o dönemde keçileri güden küçük bir çocuk olduğunu ve sapanına koyduğu bir taşı fırlatarak o kocaman Golyat’ı alnından vurup devirdiğini ifade ediyor.212 Kur’ân-ı Kerim ise bu konuda tafsilata girmeksizin şöyle buyuruyor: وَقَتَلَ دَاوُودُ جَالُوتَ وَاٰتَاهُ اللّٰهُ الْمُلْكَ وَالْحِكْمَةَ وَعَلَّمَهُ مِمَّا يَشَۤاءُ“Davud Câlût’u öldürdü, Allah ona hükümdarlık ve hikmet verdi ve dilediği birçok şey öğretti.”213 İşte böyle bir anda Hazreti Davud’un Cenâb-ı Hakk’a karşı teveccühü tam olunca, kendisine nur-u tevhit içinde sırr-ı ehadiyet tecellî etmiş ve sonra da Cenâb-ı Hak kendisine hükümdarlık ve hikmet vermiştir.