İçeriğe geç

Burada, bir taraftan İnsanlığın İftihar Tablosu’nun (sallallâhu aleyhi ve sellem) yüksek karakteri ortaya konurken, diğer yandan da hâl-i leyyin, tavr-ı leyyin ve kavl-i leyyin (yumuşak hâl, yumuşak tavır ve yumuşak söz) emredilmekte, hata ve kusurları görmezden gelmenin, onlar için Allah’tan af ve mağfiret dilemenin ve ne olursa olsun istişareden ayrılmamanın önemi hatırlatılmaktadır. İlk plânda Allah Resûlü’nden istenilen bütün bu hususlar, O’na ittibaın gereği olarak aynı zamanda bizden de istenmektedir. Dolayısıyla şartlar ne kadar ağırlaşırsa ağırlaşsın, katılık ve sertlikten, öfkeyle etrafı yakıp yıkmaktan uzak durmak bizim için bir vecibedir. Aksi takdirde âyetin de ifade ettiği üzere insanlar etrafımızdan dağılır giderler.

Bildiğiniz üzere kötülükleri iyilikle savma çok önemli bir Kur’ânî düsturdur. Bir âyet-i kerimede şöyle buyrulur: وَلَا تَسْتَوِي الْحَسَنَةُ وَلَا السَّيِّئَةُ اِدْفَعْ بِالَّتي هِيَ اَحْسَنُ فَاِذَا الَّذِي بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ عَدَاوَةٌ كَاَنَّهُ وَلِيٌّ حَمِيمٌ “İyilikle kötülük bir olmaz. O hâlde sen kötülüğü en güzel tarzda sav. Böyle yaparsan bir bakarsın, düşmanın birden candan, sıcak bir dost oluvermiş!”68

Başkalarının hata işlemesi, zulmetmesi, işkence yapması sizin de aynı kötülükleri yapmanızı meşru kılmaz. Yaparsanız bunların hesabını Allah’a vermek zorunda kalırsınız. Birilerinin işleyen meşru bir çarkı, bir düzeni bozmasına mukabil kalkar siz de başkalarının meşru düzenini bozarsanız Allah bunun hesabını size sorar. “Niye insanca davranmadınız? Niye Hz. Muhammed Mustafa gibi davranmadınız?” der.

105