Başkaları ne yaparsa yapsın, biz zulme zulümle mukabele etmek suretiyle zalim olmamaya dikkat etmeliyiz. Belki tekme vuracaklar, tokatla üzerimize gelecekler, yaşama haklarından bizi mahrum bırakacaklar. Fakat şartlar ne kadar ağırlaşırsa ağırlaşsın biz yine de mü’min tavrımızı değiştirmemeli, Yunus gibi Mevlâna gibi davranmaya devam etmeliyiz.
Evet, dosta karşı da düşmana karşı da bağrınızı açmasını bilmelisiniz. Onların şiddet ve hiddetini, kin ve nefretini, gayz ve öfkesini, hile ve hud’alarını rıfk ve mülayemetinizle yumuşatmaya ve zararsız hâle getirmeye çalışmalısınız. Duruşunuzla, tavır ve davranışlarınızla sizin hakkınızda olumsuz plânlar yapan, komplolar kuran, türlü türlü kötülükler tertip eden kimselerin bütün oyunlarını boşa çıkarmalısınız. Başınıza gökten meteorlar yağdırsalar, siz rıfk ve mülayemetinizle onları paramparça etmeli, ışık şuaları hâline getirmeli ve âleme şölenler yaşatmalısınız.
Böyle olmazsanız ne ülkenizde birlik ruhu temin edebilir ne de dünyada sulh ve huzurun hâkim olmasına katkıda bulunabilirsiniz. Maalesef meselenin bu ölçüde inceliğine ve hassasiyetine vâkıf olan insan sayısı çok az. Ne dine, dindara düşmanlık yapanlar, ne de din deyip yürüyenler meselenin farkındalar. Eğer siz de bunun farkında olmazsanız –hafizanallah– bir kıyamet kopabilir. Düşmanca hislerle karşı karşıya gelen insanların birbirlerini yiyip bitirmemeleri için Allah bir kıyamet koparabilir; daha fazla günah işlemeden onları huzuruna almayı murad buyurabilir.
Alternatif Projeler Geliştirin
Bu yüzden el âlemin yaptığı kötülükler sizde kötülük duygularını tetiklememeli; bilakis bu kötülükleri bastırma adına sizi alternatif sistemler oluşturmaya sevk etmeli. Bu radyoaktif zararları nasıl izale edebiliriz, nükleer bombayı ne ile savabiliriz, üzerimize gelen mekanize birlikleri nasıl geriye püskürtebiliriz diye düşünmeli ve bu konuda alternatif projeler geliştirmelisiniz.