İçeriğe geç

Öte yandan, ehl-i hakikate göre insanların kalbinde yer alan Allah sevgisi veya O’na kavuşma arzusu, aslında Allah’ın –tabir-i caizse– onlara karşı duyduğu alâkanın bir his hâlinde onların kalbine yansıması demektir. Allah bizi sevmezse biz de O’nu sevemeyiz. Allah, Kendisine yaraşır ve yakışır bir şekilde münezzeh ve mukaddes bir iştiyakla kullarına karşı iştiyak duyar. Çünkü Hz. Pîr’in dediği gibi, her sanat sahibi, sanatını sever.138 İnsan da Allah’ın kudret, irade ve meşiet fırçasından çıkmış ve ahsen-i takvim üzere yaratılmış mükemmel bir abide olduğuna göre, Allah’ın ona karşı duyduğu Kendine mahsus bir alâkası vardır. Allah’ın kullarına karşı duyduğu alâka ve iştiyak, kullarının O’na karşı duyduğunun çok üzerindedir.

Peki, insan, kendisinin Allah nezdindeki yerini nasıl ölçebilir? Elbette içinde O’na karşı duyduğu alâkanın şiddetiyle. Yani o, Allah’a ne kadar alâka duyduğuna, O’na ulaşma adına nasıl bir aşk u iştiyak içinde yaşadığına bakmalıdır. Allah’a karşı ne kadar içten alâka duyuyoruz? Ne kadar O’na kavuşma hülyasıyla oturup kalkıyoruz? Cennet yamaçları gözümüzde ne kadar tülleniyor? Zira Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir hadislerinde şöyle buyurur: مَنْ اَحَبَّ أَنْ يَعْلَمَ مَنْزِلَتَهُ عِنْدَ اللّٰهِ فَلْيَنْطُرْ كَيْفَ مَنْزِلَةُ اللّٰهِ عِنْدَهُ “Allah nezdinde konum ve yerinin ne olduğunu bilmeyi arzu eden kimse, kendi nezdinde (his ve düşünce dünyasında) Allah’a nasıl bir yer verdiğine baksın!”139

271