Meseleye böyle bakılırsa insan gurur ve bencillikten de kurtulmuş ve –hâşâ– Allah’la pazarlık yapma gibi çirkin bir tavırdan sıyrılmış olur. Yaptığı ibadetleri sürekli küçük görür ve kulluk adına gözü hep yukarılarda olur. Bütün gecelerini ibadetle geçirse, gündüzleri sürekli oruç tutsa, sahip olduğu tüm serveti Allah yolunda harcasa dahi hiçbir zaman kulluğun hakkını verdiğini düşünmez. İbadetini büyük görme, sukût vesilesidir. Ne yaparsak yapalım onun hakikat-i hâlde küçük olduğunu bilmeliyiz. Bu küçükleri lütuf ve keremiyle büyütecek olan ve onlar karşılığında bizi ebedî nimetlerle serfiraz kılacak olan Allah’tır, O’nun engin rahmetidir.
104 Bkz.: Bediüzzaman, Sözler, s.384 (Yirmi Dördüncü Söz, Beşinci Dal).
105 Hâkim, el-Müstedrek, 4/278.
106 Buhârî, rikak 18, merdâ 19; Müslim, sıfâtü’l-münâfikîn 71-78.
107 İbrahim sûresi, 14/34.