Bütün bunların yanında insanın kimlerle oturup kalktığı, kimlerle ilişki içerisinde olduğu da çok önemlidir. Mesela bugüne kadar pek çok Allah dostu, müritlerini, devlet ricaliyle, zenginlerle oturup kalkmaktan menetmiştir. Buradan zenginliğin veya idarecilikle meşgul olmanın melun bir şey olduğu gibi bir mânâ çıkarılmamalıdır. Bilakis sahip olunan servet ve makamlar insan için birer imtihandır. Bunlar iyi yolda kullanıldığında kişi için hayırlı olacağı gibi kötü yolda kullanıldığında da kaybettirici olur. Burada asıl üzerinde durulan mesele şudur: Bu tür insanlarla birlikte olanlar çoğu zaman onlar karşısında serfüru etme, temenna durma, bir yönüyle minnet altında kalma gibi durumlara maruz kalırlar. Bunlar da insan haysiyet ve onurunu zedeleyen, onun kıymetini düşüren ve Allah’la münasebetlerine dokunan hususlardır.
Hele servet ve makam sahibi insanlar gaflet içerisinde bir hayat yaşıyorlarsa, onlarla birlikte olmak insanda kalb kasvetine evleviyetle sebep olacak ve onu Allah’tan uzaklaştıracaktır. Zira bu tür şahısların ne fikirlerinde ne sözlerinde ne de amellerinde sohbet-i cânan vardır. Bilakis onların derdi, sonuna kadar hayatın tadını çıkarma, dünyadan daha fazla kâm almadır. Bulundukları yerlerde alkışlanmayı, takdir görmeyi ve övülmeyi isterler. Sahip oldukları imkânlardan başkalarını faydalandırsalar da bunu, onları minnet altında bırakmak ve kendilerine bağlamak için yaparlar. Dolayısıyla onlarla birlikte olanlar bir süre sonra onlara benzemeye başlayacaktır.