İçeriğe geç

Bazen yollar yürünmez gibi görünebilir. Fakat unutmamak gerekir ki Allah’ın rahmeti her şeyi kuşatmıştır. Bir yerde sıkışsak, sıkılsak, daralsak, nefesimiz kesilse de, sonrasında Allah mutlaka nefes aldıracaktır, bundan asla ümidimizi kesmemeliyiz. Yusuf sûresinde yer alan, وَلاَ تَيْئَسُوا مِنْ رَوْحِ اللّٰهِ “Allah’ın rahmetinden (sizi rahatlatıp soluklandıracağından) ümit kesmeyin!”142 âyeti de bunu ifade eder. Diğer bir âyet-i kerimede ise şöyle buyrulur: يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلٰٓى أَنْفُسِهِمْ لاَ تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِ “Ey kendilerine haksızlık edip ölçüyü aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin!”143

Eğer biz her şeyimizle Cenâb-ı Hakk’a emanet isek asla ye’se düşmemeliyiz. Hz. Pîr’in ifadesiyle yeis, mâni-i her kemâldir.144 Yani insanın terakkisinin önünde duran büyük bir engeldir. Âkif de ye’sin zararını şu mısralarıyla dile getirir:

“Ye’s öyle bataktır ki düşersen boğulursun.
Ümmîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!
Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar;
Me’yûs olanın ruhunu, vicdanını bağlar.”

Bu itibarladır ki Allah’a inanan, O’nun yeryüzündeki halifesi olduğunun şuurunda olan bir insan katiyen ümitsizliğe düşmemelidir. Bütün orduları dağılıp tek başına kalsa dahi, “Benim ‘Lâ havle velâ kuvvete illâ billah’ gibi bir cephaneliğim olduktan sonra Allah’ın izniyle bütün orduları darmadağın edebilirim.” diyerek ümidini korumasını bilmelidir. Çünkü yeis bir yönüyle Allah’ın sınırsız kudret ve kuvvetini, namütenahi inayet ve riayetini görmezlikten gelme, her şeyi kendi güç ve kuvvetiyle değerlendirme demektir.

Öte yandan, Allah’ın lütfettiği nimetlere eriştiğinde ve rahatlığa erdiğinde de şımarıp küstahlaşmamalıdır. Ortaya çıkan başarı ve zaferleri kendinden bilmemelidir. Zor ve sıkıntılı zamanlarda ye’se düşme de, bolluk ve genişlik zamanlarında küstahlaşıp şımarma da Allah’ın yeryüzü halifesine yakışmayan tavırlardır.

140 Bakara sûresi, 2/30.

281