İçeriğe geç

Rivayete göre Bel’am İbn Bâûra, İsm-i Âzam’ı bilen, başını kaldırdığında Arş-ı Âzam’ı müşahede edebilen, yaptığı dualar geri çevrilmeyen salihlerden biridir. Müfessirlerin çoğuna göre Kur’ân-ı Kerim’in şu âyeti isim zikretmeksizin ona işaret etmektedir: وَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَـبَاَ الَّـذ۪ٓى اٰتَـيْنَاهُ اٰيَاتِنَا “Onlara, kendisine âyetlerimiz hakkında ilim nasip ettiğimiz kimsenin de kıssasını anlat.”1 Âyetin devamında onun akıbeti hakkında şöyle buyrulmuştur: فَانْسَلَخَ مِنْهَا فَاَتْـبَعَهُ الشَّيْطَانُ فَـكَانَ مِنَ الْغَاو۪ينَ ۝ وَلَوْ شِئْـنَا لَرَفَعْنَاهُ بِهَا وَلٰكِـنَّـهُ اَخْلَدَ اِلَى الْاَرْضِ وَاتَّـبَعَ هَوٰيهُُۚ “Ama bu ilme rağmen o âyetlerin çerçevesinden sıyrıldı, şeytan da onu peşine taktı, derken azgınlardan biri olup çıktı. Eğer dileseydik, onu o âyetler sayesinde yüksek bir mevkie çıkarırdık; lâkin o, dünyaya saplandı ve hevasının esiri oldu.”2 Bel’am İbn Bâûra, semavî olma yolunda ilerlerken, şeytana ve nefsine aldanmış, dünyaya takılıp kalmış ve arzî olmaya razı olmuştur.

4