Çok farklı duygu ve düşüncelere sahip insanların iç içe yaşamaya başladığı günümüz dünyasında, bazı Müslümanlar, çoğulculuğun, dinî değerlerde bir kısım aşınmalara ve tavizlere sebebiyet verebileceğinden endişe ediyor ve bu konuda nasıl bir tavır alınması gerektiğini kestiremiyor. Hatta bazıları, “ötekine” karşı düşmanca duygular içine girebiliyor, radikal tavırlar alabiliyor. Öncelikle şu hususun anlaşılması gerekir ki Müslümanlar, farklı din ve kültürlere mensup insanlara ilan-ı harp ederek hiçbir yere varamazlar. Bilakis yapılması gereken, Cenâb-ı Hakk’ın insana insan olarak atfettiği değer açısından başkalarıyla münasebet içinde olmadır.
Farklılıkları Zenginlik Vesilesi Görebilme
Farklılıkların bir realite olduğunu kabul etmek ve buna göre bir toplum yapısı oluşturmak, bir kısım eylem ve düşüncelere karşı itiraz kayıtları koymamıza, muhalefet şerhleri düşmemize engel değildir. Farklı dünya görüşlerine sahip insanlarla aynı ortamları paylaşmamız ve hatta onlarla birlikte oturup kalkmamız, onların bütün düşüncelerini kabul etmemiz ve onaylamamız anlamına gelmez. Aynı durum, onlar için de geçerlidir. Onlar da bizim bir kısım fikirlerimize muhalefet şerhi koyacaklardır. Önemli olan bu farklılıkların çatışmaya sebep olmamasıdır. Hatta toplumsal ahengi ve birliği sağlama adına mümkün mertebe farklılıkların geri plâna itilerek, ortak noktaların öne çıkarılması gerekir.