İçeriğe geç

Nübüvvet davasına vâris olan insanların, bir taraftan Allah’la sımsıkı irtibat içinde bulunmaları, diğer yandan da halkın içinde, onlarla haşir neşir olarak muhataplarını duygu ve düşünceleri itibarıyla çok iyi tanımaları gerekir. Onlar her daim insanlarla birlikte olmalı, onların hislerine, düşüncelerine, inançlarına vâkıf bulunmalı ve sürekli gönüllere nüfuz yolları araştırmalıdırlar ki sundukları mesajlar hüsnükabule mazhar olsun.

İhlâs ve Samimiyet

Bütün bu zikredilenler çok önemli olsa da, hizmet yolundaki kıpırdanış ve çırpınışların Allah katında bir kıymete ulaşması samimiyete bağlıdır. Bu konuda ne kadar samimi ve ihlâslı iseniz o kadar teveccühe mazhar olursunuz. Siz ne kadar Hakk’a yönelir, O’na tahsis-i nazar ederseniz, O da inayet ve yardımıyla size o kadar teveccüh eder. Sizin için kapanan kapıları mevsimi gelince yeniden ardına kadar açar. Şimdiye kadar samimiyetle O’nun kapısına yönelip de eli boş dönen hiç kimse olmamıştır. Zira O’nun rahmeti çok engindir.

Bu sebeple ne yaparsak yapalım ama hepsini O’nun için yapalım. Yoksa yapıp ettiğimiz bütün hizmetlerin kıymetini sıfıra indirmiş oluruz. Sonsuz varken niye meseleyi sıfıra bağlayalım ki! Bu meselenin ortası yoktur. Ya her şeyi sonsuza bağlayacak ve sonsuzdan gelen meltemlerle şâd olacaksınız ya da farkına varmadan yaptıklarınızın değerini sıfıra indireceksiniz.

Allah, kapanan kapıları hiçbir zaman ebedî olarak kapalı bırakmamıştır. Hak dostu ne güzel söyler:

“Bir kapı bend ederse bin kapı eyler küşad,
Hazret-i Allah –efendi– fatihü’l-ebvabdır.”
68