Çok önemli körlük sebeplerinden bir diğeri de kuvvettir. Aslında kuvvetin bir hikmet-i vücudu vardır. Aklın, mantığın ve muhakemenin kendisi için ayrı bir derinlik olduğu kuvvet alkışlanabilir. Fakat bunlardan yoksun olan ve her problemin çözümü olarak görülen bir kuvvet insanda akıl tutukluğu meydana getirir. Bu yüzden ben, böyle bir kuvveti elinde bulunduran insanlara hep dörtte üç kör nazarıyla bakmışımdır. Dolayısıyla onların bir kısım problemlere çözüm adına ortaya attıkları düşüncelerle yetinmemeli, farklı alternatif çözümler araştırılmalıdır. Böyle bir kuvvet onu elinde bulunduran şahsın başına bela olacağı gibi, bu şahsın bulunduğu yere göre milletin de başına bela olacaktır.
Kendi tarihimize bakarken akıl, mantık ve muhakeme ile çözülmesi gereken bir kısım problemlerin kuvvetle çözülmesi karşısında hep inkisar yaşamışımdır. Hatta yer yer çok sevdiğim bazı zatların kuvvet kullanarak çözmeye çalıştıkları bir kısım icraatlarını eleştirmiş ve “Keşke şu problemi kuvvetle değil de akıl yürütmeyle çözselerdi!” deyip hayıflanmışımdır. Kuvveti elinde tutanların alternatif çözüm yolları araştırmamaları, meseleleri daha yumuşak ve insanî yollarla çözmemeleri karşısında ciddi teessür duymuşumdur. Zira bana göre akıl ve mantıkla üzerine gidilmeyip güç ve kuvvetle bastırılan problemlerin kalıcı olarak çözülmesi çok zordur. Bunların bir süre sonra yeniden hortlama ihtimalleri yüksektir. İnsanlık tarihi bugüne kadar bunun çok sayıda misalini görmüştür. Baskı altına alınan ve ezilen insanlar bir süre sonra kendi hissiyatlarına göre farklı şekillerde başkaldırmışlardır.