Aynı şekilde Allah Resûlü, Medine-i Münevvere’yi teşrif ettiğinde Medine halkı tek tek gelerek Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) biat etmişlerdir. Allah Resûlü’nün Medine’ye hicretinin üzerinden yıllar geçtikten sonra bile yeni Müslüman olanlar O’nun yanına gelerek biat etmiş ve sadakatlerini ortaya koymuşlardır. Hatta İnsanlığın İftihar Tablosu, Hudeybiye’de bulunduğu sırada Mekke’ye elçi olarak gönderdiği Hazreti Osman’ın öldürüldüğü yönünde haberler gelince, daha önce kendisine biat etmiş olan sahabeyi toplayarak onlardan bir kere daha biat almıştır.
Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) ashabından almış olduğu bu biatlar, İslâm’ın getirmiş olduğu sisteme, bu sistemin temsilcisine ve bu sistemi vaz’ eden Zât’a, dolayısıyla Allah’a karşı bir söz verme mânâsına geliyordu.
Biat, zamanla sahabe arasında oturmuş, sistemleşmiş ve bir gelenek hâlini almıştır. Dolayısıyla bu uygulama Raşit Halifeler döneminde de devam etmiştir. Hazreti Ebû Bekir, Hazreti Ömer, Hazreti Osman ve Hazreti Ali halife seçildiklerinde sahabe onlara biat etmişlerdir. Uygulanma şeklinde değişiklikler olsa ve zaman zaman mesele asıl yörüngesinden saptırılsa da bu uygulama daha sonraki asırlarda da Müslümanlar arasında varlığını devam ettirmiştir. Yani bir yönüyle vatandaşlar biat vasıtasıyla başlarındaki yöneticiyi kabul ettiklerini ortaya koymuşlardır. Hatta bu uygulama sadece devlet başkanıyla vatandaşlar arasında olmamış, zaman zaman değişik tarikatların başında bulunan şeyhler de kendilerine bağlı olan insanlardan biat almışlardır.